Tekil Buluntu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tekil Buluntu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2022 Çarşamba

Ağacık Cami / MYSİA / BALIKESİR / Burhaniye / Ağacık Köyü

Ağacık Caminin Yeri: Ağacık Camisi, Balıkesir İli, Burhaniye İlçesi, Ağacık Köyü merkezindedir. Ağacık Köyü Havran Çayı ile Karınca Deresi arasında olup, Burhaniye merkezine 11 km uzaklıktadır.

Ağacık Cami Yüksek Girişi
Ağacık Cami Tabelası

Son Cemaat Tavan Süslemesi

Ağacık Cami Tavan Göbeği

Duvar Panoları

Duvar Panoları

Mihrap

Mihrap Barok Süsleme

Mihrap Barok Süsleme

Mihrap Alçı Süsleme

Mihrap

Ağacık Cami: Caminin kitabesi yoktur. Günümüz alfabesiyle cami kapısında Yapılış Tarihi: 1325 tabelası görülmektedir. Hicri takvimi günümüze çevirdiğimizde 1907 tarihine denk gelen bu yıl, caminin dönem mimarisine bakıldığında uygun düşmektedir.

Cami, kuzey-güney yönünde eğimli bir arazi üzerinde kareye yakın dikdörtgen formda inşa edilmiştir. Kuzey yönü köy meydanına bakan caminin diğer çevresi köy evleriyle çevrilidir.

Caminin içinde harim bölümü ahşap tavanı düzdür. Bağdadi kubbe, çıtalarla kare oluşturulmuştur, manzara ve vazo çizimleriyle süslenmiştir. Kubbenin iki yanında çıtalarla oluşturulmuş güneş motifi yapılmıştır.

Mihrap alçı süslemesiyle dikkat çekicidir. İki yana toplanmış perde görünümlü alçı süsleme haricinde, mihrabın iki yanında döneme uygun barok tarzı resimler bulunmaktadır. Duvarlarda panolar halinde vazo süslemeleri ilgi çeken diğer detaylardır.

Camiye giriş iki taraflı dik merdivenle yapılmaktadır. Sonradan kapatılan son cemaat yeri üçgene yakın formdadır. Son cemaat yerinin tavanında yine bağdadi tavan mevcuttur ve ortada küçük bir güneş motifi yer alır.

Duvar Panoları

Duvar Panoları

Ahşap Harim Bölümü

Tavan Güneş Motifi

Tavan Güneş Motifi

Cami İçi Panoramik Görüntü

Cami Önünden Ova Manzarası

Sütun Başlığı

Ağacık Camisi hakkında benim tespit ettiğim tek yayın olan Araştırma Görevlisi Halil Sözlü’nün makalesidir.[1] Son sözü bu makaleden aktarıyorum:

“18. ve 19. yüzyıllarda Türk sanatı hızla artan bir Avrupa sanatı tesiri altında kalmış, bu önceleri daha eski saf Türk sanatına bazı süs unsurlarının azalması ile başlayıp hızla gelişmiş ve Türk sanatına hâkim olmuştur. Ancak bu Türk Baroğu, planlardan daha çok mimari detaylarda ve dış yüzeylerde kendisini göstermiştir. Neo-Klasik üslup yine batıdan gelen akımlarla 18. yüzyılın sonlarına doğru Türk sanatında yerleşmeye başlayarak gerek dini olmayan yapılarda ve bilhassa kamu yapılarında kendisini göstermiş ve adeta 19. yüzyıl ortalarında Osmanlı İmparatorluğunda devlet sanatı halini almıştır. Bu arada Türkiye’de çalışan yabancı mimarların da bu üslubun gelişmesinde büyük rolleri olmuştur. Fakat 19. yüzyılın sonlarına doğru gitgide yüklü ve ağır ifadeli bir karma sanatın hâkimiyetine doğru gittiği sezilen Türk sanatı geçen yüzyılın sonlarında bazı Türk mimarların bu gidişi durdurmayı istemeleri ile Türk Neo-Klasiğinin yaratılmasına yol açmıştır. 19.yüzyıl sonlarında çağımıza bilhassa 1930’lara kadar süren ve iki yüzyıllık Avrupa sanatı baskısına bir tepki olarak ortaya çıkan Türk Neo-Klasiğinde 16. yüzyılın Türk mimarisinin çeşitli unsurlarının modern yapılarda uygulandıkları görülür.

Ağacık Köyü Cami mimari kuruluş bakımından, kırma çatılı, düz ahşap tavanlı ve bağdâdî bir ahşap kubbeyle örtülü bir plana sahiptir. Bu tür mimari kuruluşa sahip camiler 18. yüzyılda artmıştır. Yapı aynı zamanda alçı süslemeleri ve duvar resimleri ile dikkat çekicidir. Üst örtü ve beden duvarlarında yoğunlaşan duvar resimleri, manzara ve vazodan çıkan çiçeklerden oluşmaktadır. Bu yönü ile Burhaniye’de bulunan Şahinler Köyü Cami ile benzerlik göstermektedir.”

Tekil Buluntu: Köyün kahvesinde kenarda bir hayli deforme olmuş korint düzeninde bir sütun başlığını tespit ettik.   

Taylan Köken



[1] Halil Sözlü, Balıkesir Burhaniye’de Ağacık Köyü Cami ve Tasvirleri, Turkish Studies, No:9/1, 2014.

1 Aralık 2021 Çarşamba

Taylıeli Köyü Arkeolojik Değerleri / MYSİA / BALIKESİR / Burhaniye / Taylıeli Köyü

Taylıeli Köyü: Balıkesir İli, Burhaniye İlçesi merkezinin 7 km güneyinde kalmaktadır. 75 m rakımlı Taylıeli Köyüne İzmir-Çanakkale Karayolu üzerinden varılmaktadır.  

 

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

i. Taylıeli Köyü Bakiyeleri

Köyün merkezinde değişik noktalarda toplanmış mimari parçalar dikkati çekmektedir. Şahindere Köyü yolu üzerindeki eski mezarlık[1] alanında da birçok antik malzeme de ayrıca dikkati çekmektedir.

Taylıeli Köyü merkezindeki mimari parçaları Dr. Aslı Saka doktora tezinde detaylı olarak incelemiştir. Aslı Hanım bu mimari parçaları Genç Antik Çağ’a tarihlemektedir. Kısaca değerlendirmeleri şöyledir.   

“Mimari plastik parçaların nereden ve nasıl toplandıkları bilinmemektedir. Mimari plastik unsurlar, üzerinde boncuk ve makara bezemesi olan İon tipi başlıklar, mermer levha parçalarından oluşmaktadır. Mimari unsurlar köy meydanında yer alan parkın içerisindeki Atatürk heykelinin önüne gelişi güzel konmuştur.  Bu alanda İon tipi başlık ve Attik tip kaide, mermer sütun başlığıdır.

Pelitköy ve civarında yoğunlaşmaya başlayan Bizans Dönemi mimari plastik unsurlarının yaklaşık 3 km. kuzeyinde yer alan Taylıeli’ne kadar yayıldığı düşünülebilir. Köy merkezlerinde teşhir edilen mimari plastik unsurların aynı yapıdan geldiklerini söylemek zordur. Fakat Pelitköy ve ona bağlı olan Taylıeli’nin Geç Antik Çağ’da aktif biçimde kullanılan bölgeler arasında olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Pelitköy ve yayılım alanı dışında bölgede Bizans Dönemi’ne tarihlenen buluntuların en yoğun tespit edildiği ilçe ise Gömeç’tir.”[2]

Aslı Saka Hanımın tespitlerinin haricinde köy meydanındaki belediye tesislerinin yanında toplanmış mimari parçalar da bizim dikkatimizi çekmiştir. İşlik olarak kullanılan işlenmiş kayalar, Bizans dönemi gri ve beyaz mermer sütunlar, granit sütunlar bu noktada gözlemledik. Yine köy içinde birkaç noktada granit sütunları tespit ettik.     

Taylıeli'nden İskele'ye bakış
Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

ii. Taylıeli Bahçearası Mevki

Tapu Kadastro Kayıtlarında Bahçearası olarak isimlendirilen kayalık mevkii zeytinlik vasfındadır. Şahindere Köyü yolunda, Taylıeli Açıkhava Tiyatrosunu 300 m geçtikten sonra yolun solundaki kayalık alan Duvanlı Kaya olarak isimlendirilmiştir. Bu alanla ilgili olarak bilgileri ise 2002 yılında bölgede yüzey araştırmaları gerçekleştiren Prof. Dr. Engin Beksaç tarafından kısaca şöyle tanımlanmaktadır.      

“Kaya anıtı olma niteliğini taşıyan bir başka örnek de Taylıeli Köyü'nden Şahinler'e doğru giden yol üzerinde, Taylıeli'nden çıktıktan sonra sol tarafta yer alan Duvanlı Kaya' dır. Genel özellikleri itibariyle yolun her iki tarafına da yayılan kayalık alanın tümünü kapsayan geniş bir alan oluşturduğu fark edilen kompleksin ilk bakışta doğal olduğu izlenimini veren görüntüsü, dikkatli bir incelemeyle insan eliyle yapılmış olması muhtemel bazı düzenlemeleri ortaya koymaktadır. Şu anda iki grup olarak yol tarafından ayrılan kompleksin sağ tarafta orman sahası içinde kalan ve bir gazino yapmak için bozulmuş bulunan kesimi ardına gelen oldukça dik yamaçlarda pithos ve değişik keramik kalıntılarının varlığı dikkat çekicidir. Bu kaya blokunun güneydoğu tarafında bir oyuk, yoğun çalılıkların ardında fark edilmektedir. Fakat en ilgi çekici oluşum, batı yönünde tam karşıya gelen yüksek tepeye doğru bakan cephede yer alan bir niş ve altarı anımsatan düzenlemelerle birlikte kaya üzerinde oluşturulmuş düzenlemelerde kendisini göstermektedir.”[3]

Bahçearası Mevkii Duvanlı Tepe

Bahçearası Mevkii Duvanlı Tepe

Bahçearası Mevkii Duvanlı Tepe

iii. Taylıeli Su Kemeri

Taylıeli Köyü ve çevresindeki son tespitler, Adramytteion Antik Kenti kazı başkanı Doç. Dr. H. Murat Özgen ve ekibi tarafından gerçekleştirilen yüzey araştırmalarıyla yapılmıştır. Ekibin tespit etmiş olduğu su kemeri hakkındaki bilgiler şu şekildedir.  

“Burhaniye İlçesi Taylıeli Mahallesi, Karşıyaka Mevkii Halitin Tepe olarak adlandırılan alanda bulunan su kemeridir. Burhaniye’nin eski adı olan ve su kemerlerine referansla taşıdığı‚ ‘Kemer’ isminin belgelemesini yaptığımız bu su kemerinden geldiği düşünülebilir. Kemer, günümüze ulaşan kalıntılarından anlaşıldığı kadarıyla 1.10 m. kalınlığında, 49.50 m. uzunluğunda kesintisiz bir biçimde devam etmektedir. Eğim ile ilişkili olarak yüksekliği kuzeye doğru artmakta olan yapı, kuzey yönünde yaklaşık 5 m’lik yüksekliğe kadar ulaşmaktadır. Duvar örgüsü, bol harç kullanılarak belli bir standardı olmayan moloz ve kayrak taşlar kullanılarak oluşturulmuştur. Yan yüzünde yer yer çökmeler olmasına rağmen, yapı kesintisiz devam etmektedir. Ayrıca yapı boyunca, üst bölümden aşağı doğru bir birikim yarattığı gözlemlenen tabakalaşmış kalker tortu kalıntıları ve etrafa yayılmış su künkü parçaları yapının su kemeri olarak kullanım gördüğünü doğrulamaktadır. Burada incelediğimiz yapı üzerinde korunagelen herhangi bir kemer öğesi tespit edilmiş olmasa da, aquaductus teriminin karşılığı olarak yapı, yapısal karakterinden bağımsız olarak işlevi nedeniyle su kemeri şeklinde tarafımızdan adlandırılmaktadır. Tam olarak kuzey-güney doğrultusunda uzanan yapının, konumu itibariyle doğrudan Adramytteion’a yönelmiş olması kayda değerdir.”[4]

Taylı Baba Türbesi

Taylı Baba Türbesi

Bir Kuyu?

Bir Kuyu?

Taş Ocağı yakını kaçak kazı

Taş Ocağı yakını kaçak kazı

Taş Ocağı altında dere ve eski mezarlar

Taş Ocağı izleri

Taş Ocağı izleri

Taş Ocağı izleri

Taş Ocağı izleri

Taş Ocağı izleri

Taylıeli mezarlığında bir sütun parçası

iv. Taylıeli Mezarlığı Taş Ocağı

Taylıeli tarihi mezarlığında Taylı Baba Türbesinin hemen arkasında kaçak kazılarla ortaya çıkan bir taş ocağı net olarak görülmektedir. Türbenin bulunduğu tepenin hemen arkasında, altından dere geçen sırtın olduğu yerde muhtemelen bölgedeki yerel kullanım için açılmış bir taş ocağıdır. Bölgede benzerleri bulunan taş ocaklarıyla ilgili Murat Özgen hocamızın yorumu şu şekildedir.

“Tespit edilen taş ocaklarının nerdeyse tamamında görülür vaziyette oluklar, bir kısmında ise çıkarılmadan kısmen yarım bırakılmış bloklar ve anakaya üzerinde taş çıkarma sisteminden arda kalan düzgün hat sunan geometriler bulunmakta olup bunlar, alanın niteliğini açıkça ortaya koymaktadır. 2015 ve 2016 yılı tespitlerinde, Kızılcabayır Sırtı (Yıkıklar), Dutluca Merdivenli Kaya, Taylıeli, Ören’in doğusunda kalan Yılanlı Tepe ve Pelitköy Mahallesi Boşnak Tepe bu örneklerden günümüze en somut izlerini bırakan yerlerdendir.”[5] 

Taylan Köken


[2] Aslı Saka, Antik Dönemde Edremit Körfezi: Balıkesir İli Edremit, Havran, Burhaniye, Gömeç İlçeleri Yüzey Araştırması, Ege Üniversitesi, Doktora Tezi, İzmir, 2016.

[3] Prof. Dr. Engin Beksaç, Balıkesir İli, Ayvalık, Gömeç, Burhaniye, Edremit ve Havran İlçelerinde Prehistorik ve Protohistorik Yerleşmeler Yüzey Araştırması 2002, 21. Araştırma Sonuçları Toplantısı 1. Cilt, Ankara, 2003.

[4] Doç. Dr. Hüseyin Murat Özgen, Adramytteion Egemenlik Alanı 2015-2016 Yılları Arkeolojik Yüzey Araştırması, 35. Araştırma Sonuçları Toplantısı 2. Cilt, Bursa 2017.

[5] H. Murat Özgen, Aynı eser.

23 Temmuz 2020 Perşembe

Taşlıca Kalıntıları / ANTALYA / PİSİDİA / Akseki – Taşlıca Mahallesi

Taşlıca’nın Yeri: Antalya İli, Akseki İlçesinin Taşlıca Mahallesinde dağılmış kalıntılar ve bir Osmanlı Köprüsü mevcuttur.

Taşlıca Bilgileri:  Eski adı Kilisali olan Taşlıca köyünüm adı kayıtlarda Murt köyü ile birlikte anılmaktadır. Taşlıca maa Murt, Murt dahil Taşlıca köyü anlamındadır. Murt bir zamanlar nahiye merkezi olmuştur. Taşlıca’nın kesin kurulu tarihi bilinmemesine rağmen Roma dönemine dek uzanan bir yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir.(1)

Üçlü Kemer Köprü Bilgileri: Köprü Osmanlı dönemi yapısı olup, Taşlıca Köyü, Yeni Mahalle, Uludere üzerindedir. Kemerler kesme taştan, ayaklar ve gövdesi moloz taş ve kireç harç ile yapılmıştır. Genel olarak sağlamdır. Ancak doğu taraftaki kemerinin alt kısmından bazı kemer taşları düşmüştür. Yaklaşık 26 m. uzunluğunda, 4 m. genişliğinde, 5 m. yüksekliğindedir. Üç kemeri de sivri tipte yapılmıştır.(2)

Kaynak: (1) https://tr.wikipedia.org/wiki/Ta%C5%9Fl%C4%B1ca,_Akseki Erişim Tarihi: 22.07.2020 (2) Antalya Valiliği Kültür Envanteri / 2005

Taylan Köken


21 Mart 2020 Cumartesi

Milyon Taşı / İSTANBUL / Fatih - Sultanahmet Meydanı


Taşın Yeri: Milyon Taşı, İstanbul İli, Fatih İlçesi, Sultanahmet Meydanında bulunan Yerebatan Sarnıcının kenarında bulunmaktadır.
Milenyum Taşı
Milenyum Taşı

Milyon Taşı Bilgileri: Doğu Roma İmparatorluğunun Sıfır Noktasıdır. “Bütün yollar Roma’ya çıkar” sözünün kaynağıdır. Kurucu Byzas tarafından İstanbul kurulurken dikildiği konusunda söylentiler vardır. Şehre uzun yıllar adını veren ve devletin başkenti yapan Büyük Konstantin’in şehri olan Konstantinopolis’in merkezi olarak bu taşı MS. 4.yüzyılda dikti.

Batı Roma İmparatorluğunun başkent Roma’da bir Milliarium Aureum’u varsa, Doğu Roma İmparatorluğunun başkentinde de Sıfır Taşı olmalıydı. Dünyanın herhangi bir noktasına olan uzaklık Milyon Taşı’ndan ölçülüyordu. Örneğin Romalıların Bakırköy’e Hebdomon (Grekçe “yedi”) adını vermelerinin sebebi, Milyon Taşı’na 7 mil uzaklıkta olmasıdır…

Milyon Taşı aslında ilk yapıldığında Tetrapylon şeklindeydi. Yani 4 sütun üzerinde kubbeli bir yapı. Ne yazık ki zaman içerisinde zarar gördü. Özellikle de 16.yy’da su kemerleri yenilenip genişletilirken ve özellikle Yerebatan sarnıcı inşa edilirken yapının birtakım hasarlar aldığı düşünülüyor. Osmanlı Devleti zamanında da kulaktan kulağa anlatılan efsanelerle taşın varlığı kabul edildi ve korunda.
Tetrapylon Yapısı
Taşın Çizimi

Milyon Taşı Efsanesi:
Efsaneyi www.tarihiistanbul.com adresinden aynen aktarıyorum.
Söz konusu Romalılar ve İstanbul olunca efsane de eksik olmuyor. Milyon Taşı efsanelerinden birisi de şudur: Romalıların inancına göre Milyon Taşından öteye tek bir düşman askeri dahi geçemeyecektir. O sınırı aşan herkes, bir melek tarafından orada öldürülecektir…

Aslında bu efsanenin temeli mitolojiye dayanmaktadır. Şöyle ki: Milyon Anıtı’nın aslında Tetrapylon olarak inşa edilmişti. Bazı tarihçilere göre bu yapı aslında bir tapınaktı. Yunan mitolojisinde Tike, Roma mitolojisinde ise Fortuna olarak adlandırılan Şans Tanrıçası için inşa edilmiş bir tapınak. Antik Yunan dilinde “talih” anlamına gelen bu Tanrıça, şehirlerin kaderine de yön veriyordu. Fakat ne 1204 yılında Katolik Latinler İstanbul’u istila ederken ne de 1453 yılının Mayıs ayında Fatih Sultan Mehmet Han’ın askerleri Milyon Taşının ötesine geçerken efsane vuku bulmadı ve İstanbul her iki tarihte de düştü…

Kaynak: Çizimler Murad Çobanoğlu’ndan ve www.kalinti-istanbul.com adresinden alınmıştır. Teşekkür ederim.

Taylan Köken

20 Mart 2020 Cuma

Bağyüzü Köyü Tekil Buluntuları / BALIKESİR / AİOLİS / Ayvalık – Bağyüzü Köyü


Buluntu Yeri: Balıkesir İli, Ayvalık İlçesinin, Bağyüzü Mahallesi (Köyü) içine dağılmış durumdadır.
Jandarma Karakolu
Jandarma Karakolu
Granit Sunak(?)
Granit Sunak(?)

Karakol Bahçesinde Bir Parça
Bağyüzü Köy ve Buluntu Bilgileri: Antik dönemde Adramytteion Kolpos (Edremit Körfezi) bölgesinde iki önemli ve hakim kent vardı. Adramytteion ve Pergamon kentleri. Bu iki şehir arasında iki karayolu ile bağlantı kurulmaktaydı. Deniz tarafındaki yol Atarneus kentinin ve ovasının önünden geçip, Ayazmend tarafında Gryllios (Madra) Çayını geçip, Pyrrha Burnuna sapmadan Adramytteion’a varmaktaydı. Bu güzergâh denize yakın olduğu için daha az korunaklıydı.
Roman Dönemi Lahit Kapağı
Roman Dönemi Lahit Kapağı
Roman Dönemi Lahit Kapağı

Diğer güzergâh ise içeride Madra Dağlarının arasındaki ovalardan ve geçitlerden devam ederek günümüzde Kozak Yolu dediğimiz güzergâhı takip ederek iki şehir arasında bağlantıyı kuruyordu. Bu yol üzerinde yolu koruyan, gözetleyen birçok küçük kale inşa edilmişti. Perperene Antik KentiKozak yolunun en önemli yerleşimiydi. Diğer alanlar daha küçüktü.
Granit Sütun Parçası
Cami Önündeki Çınar
Granit Sütun Parçaları
Granit Sütun Parçası
Granit Sütun Parçası
Granit Sütun Parçası
Granit Sütun Parçası

Bağyüzü Köyü, Ayvalık’ın en uzak ve en büyük köyüdür. Ayvalık, Balıkesir Koruma Kurulu oluşana kadar Bursa’ya bağlıydı. Bursa Koruma Kurulunun 2013 yılında Edremit’te yaptığı son toplantıyla Bağyüzü köyünde bulunan üç arkeolojik SİT alanının sınırlarını kesinleştirmiştir. Bağyüzü Köyünde hepsi 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak tescillenmiş olan yerleşimler, 
Karamanlı Avlu, Bakacak Tepe ve Kocaavlu Bağları adındadır. Bu yerleşimler hakkında detaylı bilgiler verilmemiştir ancak köy içine dağılan tekil buluntulara göre bu SİT'lerin Roma Döneminde iskân gördüğünü kabul edebiliriz.
Granit Sütun Parçası
Granit Parçaları
Granit Sütun Parçası
Granit ve Sarımsak Taşından Parçalar
Granit Sütun Parçası

Bağyüzü Köyünde dağılmış olarak bol miktarda granit malzeme dikkat çekicidir. Granit malzeme Madra Dağlarının, Kozak Yaylasının malzemesidir ve her noktada bolca bulunmaktadır. Köyün içindeki cami ve kahvehanelerin bahçelerindeki sütunlar ve yapı malzemeleri, eski jandarma karakol binasının önünde bulunan bir sunak taşı ve arka bahçesindeki sandık tipi lahit kapağı buraya taşınmış olmalıdır. Daha önce Şeytan Sofrası yazımızda bahsedilen tekil buluntuların Bağyüzü Köyünden buraya taşındığını belirtelim.
Granit Sütun Parçası
Granit Sütun Parçaları

Kaynak: Taylan Köken – Ayvalık ve Çevresi Antik Yerleşimleri - Ayvalık Belediyesi, Ayda Bir Ayvalık Dergisi – Sayı:42 2018  

Taylan Köken