Kabartma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kabartma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2020 Cumartesi

Geriş Kalıntıları / ANTALYA / PİSİDİA / Akseki – Geriş Mahallesi

Geriş Kalıntılarının Yeri: Antalya İli, Akseki İlçesine 20 km uzaklıktaki Geriş (Köyü) Mahallesinin yakınında bulunan kalıntılardır.

Geriş Kervan Yolu

Geriş Bilgileri: Sayın Mustafa Yılmaz ve Osman Doğanay’ın bölgede yapmış olduğu çalışmalarda kalıntılar hakkındaki bilgiler şöyledir:

Akseki-Murtiçi yol unun sağındaki yamaçlarda kurulu olan Geriş Köyü’nün Çataltaş Mevkiinde bir kayakabartması görülmüştür. Köyün güneyindeki patika yoldan geçilerek ulaşılan bahçelik bir alanda küçük ve sivri bir kayanın kuzey-batı yüzüne yapılan kabartma bir kadın ve bir erkekten oluşan iki büst şeklindedir. Kabartmaların üst bölümü düzleştirilmiştir. Çevrede olasılıkla bir kale yerleşmesine ait duvar kalıntıları sağlam ve yıkılmış olarak yer yer takip edilebilmektedir.

Kaynak: Mustafa Yılmaz- Osman Doğanay / Akseki, İbradı ve Gündoğmuş (Antalya) Çevresi Arkeolojik Çalışmaları

Fotoğraf için Murşidin Demirtaş’a teşekkür ederim. www.mursidindemirtas.com  

Taylan Köken

27 Şubat 2015 Cuma

Etimesgut Kalıntıları / ANKARA / GALATİA / Etimesgut –Merkez

Kalıntıların Yeri: Etimesgut Kalıntıları, Ankara İli, Etimesgut İlçesi, merkezindedir.

Etimesgut Adı: Etimesgut adı Hitit Döneminde Amaksis olarak geçmektedir. Bölgeye gelen Kipert haritalarında Amaksyz olarak işaretlemiştir. Etimesgut Yerleşimi de Roma Döneminde Roma Yolu üzerindedir.
Selçuklu Döneminde mezra şeklindeki Etimesgut Ahi Mesud ve Ahi Şerafeddin Zaviyesinin vakıf arazilerinden bir kısmını barındırmaktaydı. Etimesgut’a adını veren Ahi Mesud, Ahi Reislerinin tanınmışlarındandır. Osmanlı’nın kuruluş yıllarında Tımar sahibidir. Bağluca (şimdi Bağlıca Köyü) Köyünde Ahi Mesud Zaviyesi bulunmaktaydı. Murad Hüdavendigar zamanında Ahi Mesud oğlu Ahi Himmet’e vakfın tasarrufu verilmiştir.
Tarih içinde ilçe Amaksyz, Amaksis, Amaksuz, Akmasuz, Ahi Mesud ve Etimesgut adlarıyla anılacaktır.             

Etimesgut Kısa Tarihçesi ve Kalıntı Bilgileri: Ankara Tarım Müdürlüğünün resmi sayfasında rastladığımız ve Etimesgut hakkında değerli bilgiler bulunduran yazıyı buraya komple almayı uygun gördük:

Etimesgut'da bulunan Arslan Kabartmasına (1) Etilerle Frigyalılar arasındaki geçit çağı eseri olarak bakılmaktadır. Ernest Mamboury “Ankara Gezi Rehberi” (2) adlı kitabında Etimesgut'un bulunduğu yerin hangi uygarlıkların etkisi altında kaldığını bulunan tarihi eserlerden yararlanarak şu şekilde açıklamaktadır:
“İstasyonun yanında aşağıya doğru ine yolun sağında yaklaşık 10 m. yüksekliğinde 120 m’ye 80 m. ebadında kuzeyden güneye doğru yönelmiş biraz elipsi andıran bir tepecik dikkati çeker. Bu sırasıyla Friglerin, Romalıların, Bizanslıların ve Müslümanların yerleşim yeri olarak kullandığı eski bir yerleşim yeri ya da höyüktür. 1928'de buraya ilk gidişimiz özellikle burada bulunan ve çevresinde çeşitli kalıntıların olduğu muhteşem bir aslan heykelini görmek içindi. Bu heykel diğer kalıntılarla çevrilmişti. Kalıntılar arasında oymalı Roma sütun başlığı Lidya dönemine ait bir lahit parçası, Selçuklu dönemine ait sarkıt tavan kalıntıları, Osmanlılara ait nargileler ve içi kızıl ya da kahverengi kızıl sırlı kırmızı kahverengi ve siyah renkli Hitit ve Frig dönemine ait çömlek kalıntıları bulunmaktaydı. Talebimiz üzerine Müzeler Müdürlüğü’nce kaldırılan aslan heykeli “Auguste Mabedi”nin bulunduğu Hitit Müzesi’ndedir. 
Ülkede çokça bulunan bazalt taşı üzerine biraz rölyefle yontulmuş 2m.x 0,95 m x 0,35 m boyutlarındaki ve üst yüzeyinde derince dört delik olan aslan, sağa doğru gidiyor şekilde yontulmuştur. Aslanın soylu ve sakin bir yürüyüş şekli var; kuyruğu sırtına doğru kalkık, ağız açık büyük ve düzgün bir kafası var. Bilhassa arka ayaklarının kasları olmak üzere yapılı ve belirgin kasları kendine büyük bir güveni gösteriyor. Ve Asur eserlerini hatırlatıyor. Önemli bir eski yerleşim merkezi ya da oturduğu yeri dekore ettirme imkânına sahip bir prensin sarayına tanıklık ediyoruz. Toprağa gömülmüş başka kalıntıların varlığını da göz ardı etmemek gerekir. Bu kalıntı her durumda bölgenin Hitit döneminde iskâna açık bir yer olduğunun tartışılmaz bir kanıtıdır” (Mamboury, 1933).
Etimesgut'un bugünkü yeri Hititler döneminde "Amaksis" olarak adlandırılmıştır. “Kiepert” çizmiş olduğu haritada Etimesgut'un bulunduğu yeri "Amaksyz" olarak belirtmektedir. Osmanlılar ise bu yeri “Akmasus” olarak anmışlardır (Gülekli,1948).
Orman fidanlığında bulunan kuş başlı, arslan vücutlu ve kanatlı kabartma ile Boğa kabartmasına, Etilerin (Hititlerin) son devirlerinin eserleri olarak bakılmaktadır.
Etimesgut ile ilgili bilgilere ulaşılan diğer önemli bir kaynak ise Osmanlı arşivleridir. Burada yapılan incelemelerle dönemin muhasebe defterleri kayıtlarında bu yerin Ahi Mesud olarak geçtiği ortaya konulmaktadır (Tekin, 1998).
Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait 1530 tarihli Anadolu Muhasebe Defterinde Etimesgut'dan şöyle bahsedilmektedir: "Melike Hatun Vakfı, Ankara kazasında bulunan vakıflar arasında olup, İnebey Hamamından hissesine düşen 17 akçeden dördünü Melike Hatun Mescidine, ikisini Seyyid Sinan'a, ikisini Seyyid Mahmut'a ve iki akçesini de kalede oturan kale imamına tahsis etmiştir. Bağlıca köyünü de kapsayan 1574 'akçe'lik gelirin dörtte üçü Ahimesut zaviyesine, kalan dörtte biri de Ahi Şemseddin Zaviyesine gitmekte idi. 1530 yılında Ahimesut'da: 9 hane, 1 imam, 2 bekâr vergi mükellefi, bir de zaviyedar vardı.
“Ayrıca, hicri 1260 tarihli Ankara Temettuat Defteri’nde yer alan Ahimesut köyünün bazı sakinlerinin işledikleri topraklardan elde ettikleri gelirde Hacı Bayram Veli'nin de hissesinin olduğunun belirtilmesi Etimesgut'un Selçuklu ve Osmanlı döneminde de vakfa tahsis edilmiş pek çok gelirinin olduğunu kanıtlamaktadır.”
Yine Osmanlı arşivlerinde bulunan 1840 tarihli Ankara Temettuat Defteri’nde Etimesgut şu şekilde anılmaktadır: “Ankara eyaletinin Zir kazasına bağlı Ahi Mes'ud köyü birinci muhtarının 580 akçe gelirinin olduğu, bunun yarısının Ankara'da Hacı Bayram Veli Efendinin hissesi olduğu belirtilmektedir.”
Elde edilen bilgiler Etimesgut'un bir vakıf arazisi olduğunu, tarımsal faaliyetlerin yapıldığını göstermektedir. Ayrıca Aktüre'nin verdiği bilgilerden hareketle bu bölgede tiftik keçisi yetiştiriciliği yapıldığı sonucunu çıkarabiliriz. “Zir” kazasında bulunan tiftik keçisi yünü işleme tezgâhlarının ham maddesi çevrede bulunan köylerde yetiştirilen keçilerden sağlanıyordu. Başka bir yerde bu kalitede ve bu parlaklıkta yün elde edilememesi bu bölgede yetişen otlarla açıklanmaktadır (Aktüre, 1984).
Kayıtlarda bahsi geçen Ahi Mesud'un kim olduğuna ilişkin yazılı kaynaklara ulaşamadık. Bu yere ismini veren Ahi Mesud'un Osmanlı arşivlerinde verilen bilgilere göre ahilik teşkilatı üyesi olduğu anlaşılmaktadır. Osmanlı arşivlerinden elde edilen ve Ankara tren yolunun güzergâhının belirtildiği aşağıdaki haritalarda Etimesgut "Amaksyz" olarak geçmektedir.
Ankara'nın idari sınırları 1927 yılında tekrar belirlenmiştir. 1932 yılma gelindiğinde ise Etimesgut merkeze bağlı bir nahiyedir. Tarihi kaynaklarda "Amaksyz", "Amaksus" ve "Akmasız" olarak adlandırılan Etimesgut uzun bir tarih boyunca Ahi Mesud olarak adlandırılmıştır (Gülekli, 1948).
İncelemelerimiz sonucunda haritalarda gösterilen "Amaksus" veya "Akmasız" adlarının Ahi Mesud ve günümüzde adlandırılışı ile Etimesgut'un çok yakınlarında başka bir yeri ifade ettiğini anlıyoruz.
Etimesgut açısından Ankara'nın Milli Mücadele'nin merkezi olması ve ardından yeni devletin başkenti olması büyük önem taşır. Cumhuriyet'le birlikte "muasır medeniyet" seviyesine ulaşma çalışmaları kapsamında örnek köy kurulması kararı Etimesgut'u tarih sahnesine çıkartmıştır.
Ahimesud'da örnek bir köy kurulması kararı 16 Mayıs 1928 tarih ve 6639 sayılı kararnameyle alınmıştır. Yapılan araştırmanın ardından hazırlanan rapor doğrultusunda Bakanlar Kurulu örnek köy kurulması kararını vermiştir. Etimesgut bu kapsamda örnek bir köy olarak kurulmuş ve buranın yeni devletin diğer alanlarına da örneklik yapması amaçlanmıştır.
Günümüzde Etimesgut ilçesi başkent Ankara'nın batısında toplam 10300 hektar yüzölçümüne sahip bir ilçedir. Batısını Sincan kuzey, güney ve doğusunu Yenimahalle ilçesi çevreler. Ankara metropolünün merkez ilçelerinden biri olan Etimesgut dört bir yandan önemli devlet yollan ile çevrelenmiştir.
Etimesgut tarihi İpek yolu üzerinde kurulmuştur. Bugün de Ankara-İstanbul demiryolu, Ankara-Ayaş ve Ankara-İstanbul karayolu Etimesgut'dan geçmektedir. Ayrıca Ankara-Eskişehir karayolu ilçenin güney sınırını teşkil etmektedir. Ankara çevre yolunun büyük bir bölümü Etimesgut sınırları içindedir.
Ayrıca Etimesgut'u doğu batı yönünde bir baştan bir başa aşıp giden banliyö trenlerinin de Etimesgut ulaşımına önemli bir katkısı vardır. Askeri havaalanı, Türk Kuşu tesisleri ve Kara Havacılık tesisleri de ilçe sınırları içerisindedir.
Etimesgut ilçesi doğudan batıya doğru eğimi azalan çanak şeklinde bir oluk vadi görünümündedir. Vadinin tabanına oturmuş Ankara Çayı’na dik tepe aralarından uzanan yan vadilerle bütünleşen Ankara ovası yer alır.
Etimesgut'u doğudan batıya yüzde üç eğim ile geçen Ankara çayı, Çubuk, İncesu ve Hatip çaylarınım birleşmesiyle oluşmuştur. Ankara çayı Akıncı ovasından gelen Ova Çayını (Zir Çayı) aldıktan sonra Malı köyde Haymana suyunu da alarak Sakarya ırmağı ile birleşir. Uzunluğu 140 km. olan ırmak üzerinde Çubuk 1, Çubuk 2, Kurtboğazı, Bayındır ve Kusunlar barajları kurulmuştur. Ankara çayının Etimesgut sınırları içinde kolu ve barajı yoktur.
Etimesgut 1968 yılına kadar nahiye merkezi olarak kalmış, çevresindeki 18 köy Etimesgut nahiyesine bağlanmıştı. 1968 yılında nahiyelik kaldırılarak "İstasyon Mahallesi" adıyla Yenimahalle ilçesine bağlanmıştır.
20 Mayıs 1990 tarihi itibariyle ilçe statüsü kazanmıştır. 19 Ağustos 1990 tarihinde ise ilk belediye seçimi yapılarak Etimesgut Belediyesi kurulmuştur.

Notlar:
(1) Etimesgut Arslanı [Buluç 1986:res. 2]: Gen.: 195 cm, yük.: 90 cm, derinlik: 31 cm. Üst kısımda dört kenet oyuğu bulunmaktadır. 1898 yılında J.W. Crowfoot ve J.G. Anderson tarafından bir duvara örülü olarak görülmüştür. Buluntu yeri, Ankara'nın 14 km batısındaki, o günkü adıyla Emeksiz Çiftliği'dir. (TAY Sayfasından)

(2) Bu kitabın Türkçe PDF Dosyasına www.acikarsiv.ankara.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz.


Taylan Köken

16 Şubat 2015 Pazartesi

Hasanoğlan Kalıntıları / ANKARA / GALATİA / Elmadağ –Hasanoğlan Beldesi

Kalıntıların Yeri: Hasanoğlan Kalıntıları, Ankara İli, Elmadağ İlçesi, Hasaoğlan Beldesi ve çevresine dağılmış durumdadır.

Hasanoğlan Beldesi Bilgileri: Hasanoğlan Beldesi de yüksek bir plato üzerinde kurulmuştur. İdris Dağının en yüksek noktası olan Kırk Kızlar Tepesi Hasanoğlan’ın en yüksek noktasıdır. Hasanoğlan 1.200 m rakımlıdır. Hasanoğlan’ı meşhur kılan günümüze kadar bakiyeleri kalmış olan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü Okuludur. Bu bakiyeler 2001 yılında Koruma Kurulu Kararıyla 1. Derece Anıt Eser olarak tescillenmiştir.  
Türklerin bölgedeki ilk iskân yerlerinden biri de Hasanoğlan’dır. 1530 yılı kayıtlarında Lal’a Kervansarayı mezrası olarak zikredilen bu yerleşimde yolcuların konaklaması için Kervansaray ve Derbent yapılmıştır.
Aralık 1892 yılında hizmete giren İstanbul-Ankara demiryolu, daha sonra Dekovil hatlı olarak Yahşihan’a kadar döşenir. Bu hat Kurtuluş Savaşında cephane ve tahıl sevkiyatında kullanılacaktır. Bölgede adı geçen Lala Kervansarayı günümüze kadar ulaşamamıştır.
Hasaoğlan Heykelciği
Hasanoğlan Heykeli Bilgileri: Anadolu Medeniyetleri Müzesinde baş köşelerden biri Hasanoğlan Heykelciğine veya Hasanoğlan İdolüne ayrılmıştır. MÖ.2100-2000 yıllarına tarihlenen heykelcik Hasanoğlan’da kayaların arasına sıkışmış olarak tamamen tesadüfle bulunmuştur. Hatti yapımı eser elektron ve altından yapılmıştır ve bir kadını betimlemektedir. Mezar hediyesi olarak yapıldığı sanılmaktadır. Heykel üzerindeki bazı desenler, bölgede ele geçen testilerde de süsleme olarak görülmektedir.
Hasanoğlan Kabartması 
Hitit (Roma) Kabartması: Hasanoğlan Deresi içinde bir kaya üzerine yapılmış olan rölyef, zaman içinde derenin ve taş ocağının taşımış olduğu alüvyonlarla yerin altına gömülmektedir. Köylülerin Gavur Suvatı olarak isimlendirdiği kabartmalar Hitit Kabartması olarak literatüre geçmiştir. Hitit Kabartması olarak anılmasına rağmen, kabartma Roma Döneminden kalmıştır. Bu kabartmanın son durumu hakkında bilgimiz yoktur.
Koruma Kurulu kararıyla 1995 yılında 1. Derece Arkeolojik SİT olarak tescillenmiştir.

Diğer Kalıntı Bilgileri: Hasanoğlan içinde Roma Döneminden kalma Mil Taşı olarak kullanılmış olan, üzeri yazılı sütun parçaları bulunmaktadır. Bu sütunlar okul içindedir. Ayrıca köy camisinde de sütun parçaları vardır. Yine Hasanoğlan Köy çeşmesinde kullanılan devşirme malzeme ve sütun kaideleri görülmektedir. Bu parçaların Lalahan’dan köye getirildiği söylenmektedir. Ayrıca Köy Enstitüsü içinde devşirme mimari parçalar, heykel parçaları süs objesi olarak kullanılmıştır.
   

Taylan Köken

30 Kasım 2013 Cumartesi

Adamkayalar Kalıntıları / KİLİKİA / MERSİN / Silifke –Hasanaliler Köyü

Adamkaylar’ın Yeri: Adamkayalar kalıntıları, Mersin İli, Silifke İlçesinin Hasanaliler Köyünün doğunda kalır. Adamkayalar mevki olarak Silifke ile Erdemli ilçelerinin arasındadır. Ulaşım için Erdemli İlçesi Kızkalesi Beldesinden ulaşılmaktadır.
Adamkayalar Uydu Görüntü
Karyağdı Vadisi
Karyağdı Vadisi
Karyağdı Vadisi
Karyağdı Vadisi
Adamkayalar Kalıntıları ve Yüzey Araştırmaları: Adamkayalar Kalıntılarını iki gruba ayırabiliriz. Birinci grupta Karyağdı (Mitan-Miytan) Vadisinde kanyonun kayalarına oyulmuş olan kaya kabartmaları, ikinci grup kalıntılar ise vadinin kuzeydoğusundaki yükselti üzerinde bulunan kale, burç ve yerleşim birimlerinden oluşan kalıntılardır. Yerleşim yerinden Adamkayalar’a kayaya oyulmuş olan merdivenler takip edilerek inilmektedir.  
Adamkayalar
Adamkayalar
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar figürleri 11 çerçeve içine yerleştirilmiş ve genelde dörtlü ölü ziyafeti betimlemeleridir. Dörtlü ölü ziyafetinde, anne, baba ve çocuklar betimlenmektedir. Ayrıca ölülerin oğulları ve iki erkek kabartması asker olarak işlenmiştir. Adamkayalar kabartmalarında ayin yapmak amacıyla kayaya oyulmuş beş basamaklı bir kompozisyon bulunmaktadır. Adamkayalar kabartmalarının altlarında bulunan yazıtlarda ölen rahiplerin isimlerinin yazılı olduğu anlaşılmıştır. Kabartmalar MS.200 yıllarında işlenmiştir.
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar Vadisi
Adamkayalar Vadisi
İkinci grup kalıntılar Adamkayalara inmeden önceki tepe üzerine dağılmış durumdadır. Bu kalıntılar genellikle polygonal duvar tekniği kullanılarak inşa edilmiştir. Gömeç Kale adı verilen kule, içlerinde kemerler bulunan binalar, çok sayıda kayaya oyulmuş lahitler ve sarnıç kalıntılarından oluşmaktadır. Bölgedeki diğer birçok yerleşim gibi bu kalıntılar Helenistik Dönem ve Roma Döneminde iskan görmüştür. Bu kale yerleşiminin surları zaman içinde tahrip olmasına rağmen, kulesi geç dönemlere kadar zeytinyağı atölyesi  olarak kullanıldığından yıkılmamıştır.
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar Yerleşimi
Adamkayalar’ın korunması için detaylı bir çalışma yapan Sayın Prof.Dr. Serra Durugönül ve Doç.Dr. F. Sancar Ozaner bu çalışmaların sonuçlarını “Adamkayalar (Kilikya) Kabartmalarının Arkeolojik ve Morfolojik Yönden Değerlendirilmesi ve Korunmasına İlişkin Öneriler” başlığı altın Araştırma Sonuçlarında yayınlamıştır. Bu maddeye göre Adamkayalar benzeri “Kaya Kabartması” olarak bölgenin birçok yerinde kireç taşına işlenmiş kabartmalar vardır ve bunların toplamı 60’ı geçkindir.
Gömeç Kale
Gömeç Kale
Adamkayalar’ın üzerinde oluşan tahribatlar, yağmur sularıyla oluşan yıpranmalar, kaya kütlesinin içinden gelen sular yoluyla oluşan tahribatlar ve en son olarak da insan eliyle yapılan tahribatlardır. İlk ikisi doğal tahribatlardır, ama üçüncü tahribatsa cahilliğin, bilgisizliğin tahribatıdır. Memleketimizin her yerinde gördüğümüz, bize emanet olan dünya mirasına yapılan bu zulüm gerçekten bazen utanç verici boyutlara ulaşmaktadır. Adamkayalar da bu cehaletten payını almış, 1986 yılında muhtemelen define bulmak amacıyla bir rölyef dinamitle büyük zarar görmüş ve bu kabartmalara av tüfeğiyle zaman zaman atış yapılarak tahrip edilmiş ve edilmeye devam etmektedir.          

Kaynak: www.mersinkulturturizm.gov.tr / Yard. Doç. Dr. Ümit Aydınoğlu –Mersin İli Erdemli ve Silifke İlçelerinde Antik Dönem’de Kentleşme ve Tarımsal Organizasyon Araştırması 2008 –Anmed -2009 / 11. Araştırma Sonuçları Toplantısı –Ankara -1993 / www.panoramio.com (Resimlerinden yararlandığım Sayın Manfred Schühle’ye teşekkür ederim)  

Taylan Köken

25 Ekim 2013 Cuma

Athena Kabartması / KİLİKİA / MERSİN / Silifke –Sömek Köyü

Athena Kabartmasının Yeri: Athena Kabartması Mersin İli, Silifke İlçesinin 40km uazaklıkta olan Sömek Köyünün kuzeydoğusunda Dere Mevkiinden 10dk uzaklıktaki Eleksi Boğazındadır.
Athena Kabartması Uydu Görüntü
Athena Kabartması Kalıntıları ve Yüzey Araştırmaları: Athena Kabartması bölgede yapılan yüzey araştırmalarında defalarca ziyaret edilmiştir.
Sayın Prof. Dr. K.Levent Zoroğlu 1987 yılında “Doğu Dağlık Kilikya Araştırması” kapsamında bu kabartmanın ayrıntılı bir tanımını yapmıştır.
Kabartma yüksekçe bir kayanın üzerindedir üstü istiridye, yanları sütun olan, bir nişin içinde duran ayakta tasvir edilmiş Athena kabartmasıdır. Tanrıçanın solunda şahlanmış at tasviri vardır. Bu kabartmada tanrıçanın eteği ile mızrağı arasında 13 satırlık kitabe dikkati çekmektedir. Yüzü ve göğsü tahrip edilmiş olan bu kabartmanın MS.4. yüzyılda yapılmış olduğu düşünülmektedir.

Kaynak: Prof. Dr. K. Levent Zoroğlu – VI. Araştırma Sonuçları Toplantısı –Ankara -1988 / Yard. Doç Dr. Hamdi Şahin –Dağlık Kilikya Bölgesi Araştırmaları 2006 –Anmed -2007 / Yard. Doç Dr. Hamdi Şahin –Dağlık Kilikya 2007: Yerleşim Tarihi ve Epigrafya Araştırmaları – 26. Araştırma Sonuçları Toplantısı –Ankara -2008 / www.panoramio.com / www.mersinkulturturizm.gov.tr

Taylan Köken

27 Nisan 2012 Cuma

Lale Adası Yerleşimi-II (Kremydonisi-Dolap-Soğan) / BALIKESİR / AİOLİS / Ayvalık


Lale Adası Yerleşimi Kalıntıları ve Araştırma Sonuçları: 1998 yılında Sayın Engin Beksaç tarafından yapılan yüzey araştırmaları kapsamında ziyaret edilen yerleşim üzerinde Aiol, Helenistik ve Roma devri keramikleri tespit edilmiştir.
Lale Adası Antik Yerleşim Panoramik Görüntü
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası kalıntılarını biz de bir yazıtın çalınması ile öğreniyoruz. Şubat 2012 yılında kenar köşede kalmış bir hırsızlık haberi bize, kıyıda MÖ.330 yılından kalma yaklaşık 2.400 yıllık bir yazıtın sökülüp götürüldüğünü söylüyor.
Lale Adası Antik Yerleşimi Panoramik Görüntü
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Lale Adası Kalıntıları
Yazıt Kaidesi
Yazıt Kaidesi
Sökülen Yazıt
Tam yerleşimin üzerine Turizm Lisesi ve Uygulama Oteli açan devlet yine 1. derece SİT alanını 2. dereceye indirerek burayı hırsızların yağmasına açmıştır. Bu durumun yaratmış olduğu tahribatın belgeleri aşağıdaki resimlerdir. Umarız en azından yerel yetkililer burayı ufak bir çaba ile koruma altına alırlar da en azından elimizdekiler korunmuş olur.
Balık Kabartması
Balık Kabartması
Balık Kabartması
Kadın Başı Kabartması
Kadın Başı Kabartması
Kadın Başı Kabartması
Kayalar üzerine kabartma tekniği ile yapılmış olan burnu tahrip edilmiş bir kadın başı, ağzı tahrip edilmiş bir mask, Roma’yı kuran ikiz kardeşler Romus ve Romulus kardeşlerin bir kurdu emerken tasvir edilmiş kabartması, bir kılıç ve balık kabartması dikkat çekicidir. Bu kabartmalar eğer koruma altına alınmazsa yakın zamanda yok olacaktır. Değerli hocam Prof.Dr. Engin Beksaç bu kabartmaların yeni yapıldığını, tarihi bir değerinin olmadığını ve sadece estetik açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.  
Mask Kabartması
Mask Kabartması
Mask Kabartması
Mask Kabartması
Kılıç Kabartması
Kılıç Kabartması
Kılıç Kabartması
Romus-Romulus Kabartması
Romus-Romulus Kabartması
Romus-Romulus Kabartması
Romus-Romulus Kabartması
Yine resimlerde açıkça görüldüğü gibi yerleşim denize doğru devam etmektedir. Zaman içinde denizin yükselmesi ile yerleşim sular altında kalmış da olabilir.

Kaynakça: Prof.Dr.Engin Beksaç -17.Araştırma Sonuçları Toplantısı Cilt1 -1999 / www.arkeolojiturk.com / Ahmet Yorulmaz –Ayvalık’ı Gezerken –Geylan Kitabevi.

Taylan Köken