22 Kasım 2021 Pazartesi

Kösedere Köprüsü / ÇANAKKALE / TROAS / Ayvacık – Kösedere Köyü

Köprünün Yeri: Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, Kösedere Mahallesi (Köyü) köy meydanını Gülpınar yoluna doğru geçince mevcut yeni köprünün yanında kalmaktadır. Köye adını veren Köse Dereyi geçmek için inşa edilmiştir.

Eski Cami Musalla Taşı

Musalla Taşındaki Köprü Yazıtı

Köprü Bilgileri: Kösedere Köyünü ziyaret ettiğimiz zaman hamam ve camiyi dolaştıktan sonra, caminin bahçesinde bulunan bir yazıt ilgimi çekti. Fotoğraflarını aldım. Betondan bir musalla taşının ön yüzüne konan yazıtın köprü yazıtı olduğunu öğrendim… Kösedere köyü hakkında bilgi toplamaya çalışırken, 2018 yılında Çanakkale bölgesinde yapılan kültür envanteri çalışmalarında Sayın Prof. Dr. Zekiye Uysal hocamızın Kösedere Köyü Osmanlı Yapıları çalışmasına ulaştım. Bu çalışmada yazıt hakkında bilgilerin, yıkılıp sadece ayak kısımları kalan köprüye ait olduğunu öğrendim. Köprü ve yazıt ile ilgili bilgileri çalışmadan aynen aktarıyorum: 

Kösedere köyünde iki yakayı birbirine bağlayan tarihî köprü yıkılmış olup, geriye sadece ayak kalıntısı ve kitabesi kalmıştır.

Köyün ortasından geçen Köse deresi üzerindeki mevcut köprü betonarme mimarisiyle yenidir. Buna karşılık, mevcut köprünün 15-20 metre doğusunda derenin kaynak tarafında, yayalara mahsus dar köprünün altındaki ayak kalıntıları tarihî köprüye aittir. Köprünün güney ayağının temel ve cephesinin bir kısmı kalmıştır. Derenin kuzey kenarındaki köprü ayağından sadece doğuya bakan sel yaranın (mahmuz) üst kısmı seçilebilmektedir. Gerisi toprak altında kalmıştır. Derenin genişliği, bazı yörelerde görüldüğü gibi tek gözlü bir köprüyle geçilmeye uygundur. Fakat aynı açıklığın küçük gözlü iki veya üç kemerle geçilmesi de mümkündür. Bu bakımdan derenin iki yanında kazı yapılmadan köprünün göz sayısı hakkında kesin bir şey söylemek olanaksızdır. Görülebilen kalıntı, köprünün kaba yontu taş kullanılarak yığma duvar tekniğinde inşa edildiğini göstermektedir.

Köprü yıkıldıktan sonra kitabesi alınarak, Kösedere Camii’nin önündeki musalla taşının kuzey cephesine yerleştirilmiştir. Mermer kitabe levhası 107 x 70 cm boyutlarındadır. Üst kenarının ortasında 14 cm yüksekliğinde alınlığı vardır.

Alınlığın ortasındaki oval kartuşun içine‚ Maşâallah ibaresi yazılıp iki yanındaki kartuşlara simetrik düzende ay-yıldız kompozisyonu yerleştirilmiştir. Kompozisyondaki yıldız motifinin sekiz kollu olduğu dikkati çeker.

Alınlığın altındaki asıl kitabe yüzeyi ince şeritlerle yan yana ikişer satırlık kartuşlar halinde yedişerden toplam ondört kartuşa bölünmüştür. Bunların içine işlenen ondört mısralık manzum kitâbe Türkçe olup, celî ta’lik hat ile yazılmıştır:

1- Asker-i hassada kol-yemîn İzzet Ağa

2- Kıldı ahd-i şeddî bu seyl-i hatırdan ta’yin

3- Eylemiş zâtını Hakk-ı hasîr ve müberrâta delîl

4- Sa’y ü efkârını âsâr-ı celîle ta’ayyîn

5- İşte ez-cümle bu cisr-i eser nevresim

6- Oldu şâyeste-i tersim ne eflâk ü zemîn

7- Sarf-ı nakdine hasir eyleyerek himmetini

8- İtdi bu tarz-ı bihîn üzre binâ cisr-i rasîn

9- Öyle bir cisr-i bihîn kavs-ı kuzah mertebe kim

10- Yaraşur resmini çarh-ı felek itse tahsîn

11- Mihr ü mâh-ı felek oldukça elhay-ı devvâr

12- Ola her pîşe-i endişesi hayrât-ı bihîn

13- Mihrî târîhini kavs-ı kuzaha nakş eyle

14- Tâk-ı eflâke münzâ oldu bu nev cisr-i metîn 1269

Kitâbeye göre orduya mensup bir kişi olan İzzet Ağa, bu sağlam köprünün projesini çizdirerek H. 1269 / M.1852-1853 tarihinde inşa ettirmiştir. Kitabenin yazıcısı (ketebesi) olan Mihrî’nin son iki satırda ebced hesabıyla da tarih düştüğü anlaşılmaktadır.

Kaynak: Prof. Dr. Zekiye Uysal, Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi Kösedere Köyü’ndeki Osmanlı Yapıları, The Journal of Academic Social Science Studies, 2018, s.331-347.

Taylan Köken, Kasım 2021.

20 Kasım 2021 Cumartesi

Kösedere Hamamı / ÇANAKKALE / TROAS / Ayvacık – Kösedere Köyü

Hamamın Yeri: Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, Kösedere Mahallesi (Köyü) köy meydanındadır. Yakınından köye adını veren Köse Dere geçmektedir. Köyün içindeki eski caminin hemen arkasındadır.

Kösedere Hamamı

Kösedere Hamamı Giriş Kapısı

Soğukluk Tavanı

Sıcaklık Devşirme Kurna

Sıcaklık Tavanı

Sıcaklık Göbek ve Diğer Kurna

Sıcaklıktaki Su Deposu

Hamam Bilgileri: İki bölümden oluşan hamam, yığma taştan inşa edilmiştir. Dış görünüşü bir hayli harap durumdayken, son dönemlerde yapılan beton sıvayla iç kısmı dışına göre nispeten daha sağlam görülüyor. İki bölümün de kubbe kısımları halen ayaktadır.

80x150 cm gibi dar bir kapıdan önce soğukluk bölümüne giriliyor. Tahmini olarak 4x5 m genişliğindeki soğukluk bölümü ilk bölümdür. Dış kapıyla aynı ölçülerde yine küçük bir kapıyla sıcaklık bölümüne geçilmektedir. Sıcaklık bölümünde ortada daire biçiminde muhtemelen göbek taşı olarak kullanılan bir masa bulunmaktadır. Mekânda iki kurna yer alır. Kapının hemen sağındaki kurnanın Bizans döneminden kalma beyaz mermerden işlenmiş bir sütun başı olduğunu tahmin ediyorum. Diğer kurnanın hemen arkasında sıcak suyun toplandığı bir hazne mevcut. Bu hazneden gelen sular iki kurnaya gelen borularla sıcak su ihtiyacını karşılıyor olmalı. Ayrıca göbek taşının altında kirli suyun tasfiyesini sağlayan giderler yer yer görülüyor.

Hamam hakkında bilgi toplamaya çalışırken, 2018 yılında Çanakkale bölgesinde yapılan kültür envanteri çalışmalarında Sayın Prof. Dr. Zekiye Uysal hocamızın Kösedere Köyü Osmanlı Yapıları çalışmasına ulaştım. Bu çalışmadaki hamamla ile ilgili bilgileri aynen aktarıyorum: 

Caminin hemen doğu tarafında yer alan küçük boyutlu hamam artık kullanılmamaktadır. Harap durumdadır. Külhan ve soyunmalık mekânları temele kadar yıkılmıştır. Soyunmalık mekânının dışında ılıklık, sıcaklık, su deposu ve külhan birimleri doğu-batı ekseninde aynı doğrultuda sıralanmışlardır. Boyut ve plan tipiyle köşk ve konak hamamlarını andıran yapının mevcut kütlesi 10,14 x 4,40 m ölçülerine sahiptir.

Hamamın duvarları moloz taş kullanılarak yığma duvar tekniğinde yapılmıştır. Örtü ve geçiş elemanları tuğladan yapılmıştır. Yapının güneydoğu köşesini kaplayan yıkık durumdaki soyunmalığın kuzey tarafındaki küçük yuvarlak kemerli kapıdan geçilen mekân ılıklıktır. Kare planlı ılıklığın üzeri kubbeyle örtülmüştür. Buranın güneybatı köşesindeki yuvarlak kemer biçimli kapıyla sıcaklığa geçilmektedir. Ortasında küçük bir yuvarlak masaya benzeyen betonarme göbek taşı bulunan mekânın da örtüsü kubbedir. Kubbeye Türk üçgenleriyle geçilmektedir. Sıcaklıkta, birisi kuzeydoğu köşede, diğeri batı kenarda olmak üzere iki kurna mevcuttur. Bunlardan kuzeydoğu köşedeki mermer Bizans sütun başlığından oyulmuştur. Diğeri basit bir biçime sahiptir. Mekânın batı kenarındaki küçük pencere su deposuna açılır. Ilıklık ve sıcaklık mekânları kubbelerdeki tepe pencerelerinden ışık almaktadır. İçerisinde herhangi bir bezeme yoktur. Yapıdaki tek plastik unsur devşirme mermerden yapılan kurnadır.

Hamamın üzerinde kitabe yoktur. Bu nedenle inşa tarihini kesin olarak belirlemek imkânsızdır. Buna karşılık Çanakkale Evkaf Defterindeki bir vakıf kaydındaki bilgi, rölatif tarihlendirme konusunda bize yardımcı olmaktadır. Bu defterdeki bir kayda göre Kösedere köyünden Mehmed Efendi ibn Abdullah; köy odasına gelen misafirler için yaptığı vakfın akarları arasında, câmi yakınında bulunan ve kendi mülkü olan hamamı da göstermiştir. Vakfiye H. 13 Rebi’ü-l-âhir 1261 / M. 21 Nisan 1845 tarihlidir. Vakfiyeden, bu tarihte Mehmed Efendi’nin kendi mülkü olan hamamın mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bundan hareketle hamamın 19. yüzyılın ikinci çeyreğine ait bir yapı olduğunu ileri sürebiliriz.

Kaynak: Prof. Dr. Zekiye Uysal, Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi Kösedere Köyü’ndeki Osmanlı Yapıları, The Journal of Academic Social Science Studies, 2018, s.331-347.

Taylan Köken, Kasım 2021.

19 Kasım 2021 Cuma

Kösedere Cami / ÇANAKKALE / TROAS / Ayvacık – Kösedere Köyü

 Cami Yeri: Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, Kösedere Mahallesi (Köyü) köy meydanındadır. Yakınından köye adını veren Köse Dere geçmektedir. Köyün içindeki eski hamamın hemen önündedir.

Kösedere Köyü Eski Cami

Kösedere Köyü Eski Cami

Kösedere Köyü Eski Cami

Kösedere Köyü Eski Cami

Kösedere Köyü Eski Cami Son Cemaat Yeri

Kösedere Köyü Eski Cami Devşirme Malzeme

Kösedere Köyü Eski Cami Yakınında Sütun

Cami Bilgileri: Kösedere Köyünde durmamızı sağlayan eski cami restorasyonu hak eden ve sırasını bekleyen son dönem Osmanlı yapılarından biridir. Tek minareli caminin çatısı kırma kiremittendir. Doğu duvarının çökük olması sebebiyle içeri girilmesi tehlike arzettiğinden, uyarıcı bantlarla giriş yasaklanmıştır. Tabi tarih ve kültür merakımız yasağı dinlemedi. İçerideki basit ama etkileyici bir ahşap işçiliğini gördük. Tavan süslemeleri, renkler oldukça sadeydi. Mihrabın her iki yanında kullanılan Yüksek Gerilim Ayırıcılarının mumluk olarak kullanılması çok ilginç gelmiştir. Bu yerde genellikle sütunlar, yarı kabartma sütunlar, denk taşları veya büyük mumluklar bulunur. Bu tür bir kullanım hayli ilginçtir… Yine mihraptaki terazi çiziminin birkaç camide daha olduğunu, bunun; adaleti simgelediği veya öteki dünyada sevap ve günahların tartılacağı anlamına geldiğini de öğrenmiş oldum… Son olarak caminin kuzeybatı tarafında kalan üstü açık mezarın caminin ve hamamın banisi olan Kösedereli Mehmed Efendi ibn Abdullah olabileceğini düşünmekteyiz.

Kösedere Köyü Eski Cami Mezar

Kösedere Köyü Eski Cami Mezar

Kösedere Köyü Eski Cami Son Cemaat Tavanı

Kösedere Köyü Eski Cami Kapısı

Kösedere Köyü Eski Cami Ahşap Tavanı

Kösedere Köyü Eski Cami Ahşap Tavanı

Kösedere Köyü Eski Cami Harimi

Caminin Depremde Yıkılan Duvarı

Kösedere Köyü Eski Cami Tavanı

Mihrap Duvarı Süslemeler

Mihrap Duvarı Süslemeler

Yüksek Gerilim Ayırıcıları (Mumluk)

Mihraptaki Terazi Motifi

Caminin Minberi

Cami hakkında bilgi toplamaya çalışırken, 2018 yılında Çanakkale bölgesinde yapılan kültür envanteri çalışmalarında Sayın Prof. Dr. Zekiye Uysal hocamızın Kösedere Köyü Osmanlı Yapıları çalışmasına ulaştım. Bu çalışmadaki camiyle ile ilgili bazı bilgileri kısaltarak aktarıyorum: 

Köy meydanında, Köse deresinin kuzey tarafında yer alır. Cami, kuzeyden güneye doğru eğimli bir arazi üzerindedir. Dıştan kiremitle kaplı kırma çatılı, tek minareli bir yapıdır. Köy meydanının batı tarafına betonarmeden yeni cami yapıldıktan sonra terk edilmiştir. 2010 yılındaki inceleme sırasında metruk durumda bulduğumuz yapı zamanla iyice harap olmuştur. Geçen yıl, 6 Şubat 2017’de meydana gelen deprem sırasında doğu duvarının büyük bir kısmı çökmüş, diğer duvarları çatlamıştır. Son cemaat yeri tavanının ahşap levhaları ile revak kemerinin sıva ve ahşap çıtalarının bir kısmı da harap olmuştur. Caminin kaba yontu ve moloz taş malzeme ve yer yer ahşap hatıl kullanılarak yığma duvar tekniğinde yapıldığı görülmektedir. Sadece son cemaat yeri revağının destekleri ile kadınlar mahfili ve örtü sistemi ahşaptandır. Son cemaat yeri revak kemerlerinde bağdadî teknik uygulanmıştır.

Yapı her kenarı farklı uzunlukta çarpık dikdörtgen plana sahiptir. Doğu cephesi 12,73m, batı cephesi 12,96 m, kuzey cephesi 15,47m, güney cephesi ise 15,72m uzunluktadır. Son cemaat yerinin bulunduğu batı cepheyi en sona bırakmak üzere kuzey cepheden itibaren doğu ve güney cepheye doğru bir sıralamayla caminin dış görünümünü tanımlayabiliriz.

Minare, kuzey cephenin doğu ucuna bitişik olarak yapılmıştır. Kare kaideli, silindirik gövdeli ve tek şerefelidir. Yenilenmiş olan minarenin şerefe korkulukları haraptır. Kuzey cephedeki ve batı cephedeki basit kapılardan girilen bölüntüsüz harimin kuzey tarafında ahşap direklerin taşıdığı ahşap kadınlar mahfili yer alır. Harimin örtüsü, ortası yükseltilmiş düz tavan biçimindedir. Harim doğu, güney ve batı duvarlarındaki pencerelerden ışık alır. Güney duvarının ortasında mihrap nişi, bunun sağ tarafında minber ve mihrabın sol tarafındaki köşede vaaz kürsüsü yer almaktadır. Mihrap, yuvarlak kemerli bir nişten ibarettir.

Caminin dış cepheleri bezemesizdir. Eski fotoğraflarında son cemaat yeri kemerlerinin dıştan boyanmış oldukları görülmektedir. Yapıdaki bezemeler son cemaat yeri ve harim tavanları ile içerde kıble duvarında ve mihrapta yoğunlaşmaktadır. Son cemaat yeri tavanında gülbezek şeklinde tavan göbeği yer almaktadır. Bu tavan göbeği çıtalarla oluşturulan kare bordür içine yine çıtalarla yapılan gülbezekten meydana getirilmiştir.

Mihrabın sağındaki ahşap minber dönemine uygun sade bir biçimde düzenlenmiştir. Minberin ön köşelerine yerleştirilen sütunceler, minber kapısının basık kemerini taşırlar. Minberin alınlık kısmında herhangi bir kitabeye rastlanmaz. Korkuluk bölümü ahşap levhaların çakılmasıyla oluşturulmuştur. Süpürgelik kısmı, düz ahşap çakılarak kapatılmıştır. Köşk altı açık bırakılmıştır. Köşk kısmı baldaken tarzındadır.

Harimin doğu, batı ve kuzey duvarlarındaki boyalar son zamanlardaki onarımları yansıtmaktadır. Buna karşılık kıble duvarına ve mihrap nişine sıva üzerine kalem işi tekniğinde yapılmış olan süslemeler tamir görmüş olmalarına rağmen 19. yüzyıl taşra üslubuna uygundurlar. Kıble duvarının alt kısmı pencere başlangıcına kadar yeşil renkli modern fayanslarla kaplanmıştır.

Sarı renk boyayla kaplanmış olan kıble duvarındaki siyah renkli yazı ve madalyonlar siyah boyalı çizgisel çerçevelerin içine şablon kullanılarak işlenmişlerdir. Bu çerçevelerin arasında sıralanan yıldız motifleri de şablonla yapılmışlardır.

Kösedere Camii’nin inşa kitabesi mevcut değildir. Yapının üzerinde yer alan levhada günümüz rakamlarıyla yazılmış 1874 tarihi görülmektedir. Kaynağını bilmediğimiz bu tarih büyük bir ihtimalle onarımla ilgilidir. Çünkü, aşağıda hamam konusunda yer verdiğimiz H.1261 / M.1845 tarihli vakfiyedeki bilgiler, bu tarihte caminin mevcut olduğunu kanıtlamaktadır. Bu da caminin en azından 19. yüzyıl ilk yarısına ait olabileceğini gösterir. Mevcut mimarisi ve bezemelerinin bazıları da 19. yüzyıla uygun düşmektedir. Deprem kuşağındaki bir yörede kalması yüzünden yapının birçok kez onarılmış olduğu kanısındayız. Kapı üzerindeki 1874 tarihi gibi, revağın gerisinde harimin güneybatı köşesinin üst kısmında cephede görünen bir taş üzerindeki‚ 1937 tarihi de onarıma işaret etmektedir. Bu tarih, özellikle çatı seviyesinde bir onarım yapıldığını düşündürüyor.

Kaynak: Prof. Dr. Zekiye Uysal, Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi Kösedere Köyü’ndeki Osmanlı Yapıları, The Journal of Academic Social Science Studies, 2018, s.331-347.

Taylan Köken, Kasım 2021.

17 Kasım 2021 Çarşamba

Khyrisa/Khrysa/Chrysa Yerleşimi / ÇANAKKALE / TROAS / Ayvacık – Babakale Köyü

Kyrisa’nın Yeri: Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, Babakale Mahallesi (Köyü) Göz Tepe mevkiindedir. Gülpınar- Babakale arası yolu üzerinde, sağa doğru deniz kıyısına ilk sapan yol sizi günümüzde Apollon sahili olarak isimlendiren, aslında Akliman kumsalına getirecektir. Denize baktığınız zaman sağ tarafta kalan dik yamaç Göz Tepedir. Göztepe adı genellikle gözetleyemeye uygun konumdaki tepeler için kullanılmaktadır. Khyrisa’nın kurulu olduğu tepe de bu tanıma tam olarak uymaktadır. Güneyde kalan diğer tepelik araziyse Kızılca Tepe olarak geçmektedir. Tepenin hemen arkasında inşa edilen yazlık sitelerin önünden geçen toprak yol sizi kolayca tepeye ulaştırır.

                                                           Göztepe'den Babakale yönü

Khyrisa Bilgileri: Antik kaynaklarda kentin adı Khyrisa olarak değil de, Khrysa veya Chrysa olarak anılmaktadır. Aynı isim Apollon Smintheion tapınağının bulunduğu yer için de belirtilmektedir. Bu yüzden kentin Gülpınar Apollon Smintheion Tapınağı ile alakalı bir yerleşim olduğu düşülmektedir.

Homeros’un İlyada Destanında kent anılmaktadır.  Sayın Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğü kitabında konu birkaç kez geçmektedir. Bu bölümleri aktarıyorum:

“Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kentinin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseis’i tutsak olarak almış, getirmiştir.”

Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhındayız. Tanrı Apollon'un rahibi Khryses gelir, Agamemnon'un tutsak olarak alıkoyduğu kızı Khryseis'i geri ister. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. Dokuz gün, dokuz gece ordu hastalıktan kırılır.

Tanrı da rahibinin dileğini yerine getirir ve Akha ordusuna korkunç bir veba salar. Bunun üzerine Agamemnon rahibin kızını babasına geri göndermeye karar verir, bir gemiyle Khryse kentine yollarlar. Bu kentin yeri bugüne dek bilinmiyordu, Smintheus Apollon'un adı da, nitelikleri de doğru dürüst açıklanamıyordu. Smintheus'un "fareleri kovan" tanrı olduğu sanılıyor, ama bu ek ad da gereğince açıklanamadığı gibi, İlyada'da bu kadar büyük bir tanrı olarak gösterilen Smintheus'un kim olduğu da kesinlikle bilinemiyordu. Bu sözlük dizilmeye başladıktan sonra Smintheus Apollon'un tapınağının ve Khryse şehrinin yerinin bulunması Anadolu din tarihi ve mitolojide çığır açacak bir olay diye nitelenebilir: Çanakkale'nin güneyinde, Gülpınar bucağının hemen altında Bahçeleriçi denilen mevkide Smintheus Apollon tapınağı ortaya çıktı. Bugün Baba burnu diye denize uzanan bir çıkıntının hemen arkasında eski Khryse kentinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Göztepe'den Akliman

Göztepe'den Akliman

Göztepe'den Akliman
Azra Erhat’ın açıklamaları bugün Khryse/Khrysa’nın olası yeri ve bir liman yerleşimi olması gerektiğini İlyada’dan alıntıladığı söylenceyle izah etmektedir.

Strabon’da da Khrysa olarak geçen yerleşimden birkaç kez bahsedilir. Strabon’dan ayrıntılı olarak aktardığımız bilgilere göre iki Khrysa bulunmaktadır. Birincisi konumuz olan Khrysa, diğeri ise Thebe ovasına konumlandırılan Khryse’dir. Günümüzde Kaz Dağı eteklerinde orman içinde Kirse Alanı diye söz edilen bir mevki mevcuttur. Yeri kesin olarak bilinmese de antik kaynaklardan Khryse’nin yaklaşık olarak Akçay’da olduğu düşülmektedir.

13.1.47 Önceleri Tenedos'lulara ait kıta kısmında bulunduğu için Larisa ve Kolonai, her ikisi de Akhaion'a yakın olarak kabul edilirdi. Sonra, denize yüksekten bakan kayalık bir tepede kurulmuş olan şimdiki Khrysa'ya ve daha sonra Lekton'un aşağısında ona yakın olan Hamaksitos'a gelinir.

13.1.48 Bu Khrysa'da, Apollon Smintheus Tapınağı ve isminin etimolojisinin içerdiği sembol de bulunur, bundan tanrının heykelinin ayakları altındaki fareyi kastediyorum. [….]

Bu, daha yeni yazarların anlatımıdır. Fakat Homeros'la daha iyi uyuşan, bir zamanlar Khrysa ve Thebe Ovası'nda görülen izlerdir. Bunlardan yakında söz edeceğim. Smintheos ismi birçok yerlerde kullanılmıştır. Hamaksitos'un çevresindeki, Smintheion'dan ayrı olarak Sminthia denen iki yer daha vardır; ve diğerleri de Larisa çevresinde bulunur, ayrıca Parion topraklarında Sminthia denen bir yer olduğu gibi Rhodos'ta, Lindos'ta ve daha birçok yerde de vardır. Günümüzde Khrysa'lılar tapınağa Smintheion demektedirler. Buradan sonra Lekton'dan itibaren içe doğru çok büyük olmayan Halesion Ovası ve Hamaksitos yakınındaki Tragasaion Tuzlası gelir. Burada tuz doğal olarak mevsim rüzgârları nedeniyle donar.

13.1.61 Homeros Thebe'yi Eetion'un kenti olarak gösterir "Biz Thebe'ye Eetion'un kutsal kentine gittik". O, içinde Apollon Simintheus'un tapınağı bulunan Khrysa'nın da açıkça Eetion'a ait olduğunu söyler tabii şayet Khryseis Thebe'de tutsak edilmişse. Ozan şöyle demiştir: "Thebe'ye gittik, yağma ettik, aldık getirdik ve hepsini aralarında eşit olarak bölüştüler ve Khryseis'i Atreus'un oğluna ayırdılar…”

13.1.62 Adramyttion topraklarında Khrysa ve Killa vardır. Bugün dahi Thebe dolaylarında bir yerde, içinde Killa Apollon'unun tapınağı bulunan, Killa adında bir yer ve Ida Dağı'ndan çıkarak kentin içinden akan Killaios adında bir ırmak vardır. Bu yerler Antandros toprakları yakınındadır. Lesbos'taki Killaion adını bu Killaia'dan almıştır. Gargara'yla Antandros arasında bir de Killaiaos Dağı vardır. Kolonai'lı Daes, Killa'lı Apollon Tapınağı'nın ilk olarak Hellas'tan deniz yoluyla gelen Aiol'ler tarafından Kolonai'da yapıldığım söyler; keza bir Killa'lı Apollon Tapınağının Khrysa'da da yapıldığı söylenir. Bununla beraber, bunun Apollon Simintheus Tapınağı mı, yoksa ondan ayrı bir tapınak mı olduğu açıkça anlaşılamamaktadır.

13.1.63 Khrysa deniz kıyısında, limanı olan küçük bir kasabadır; yakınında ve yukarısında Thebe bulunur. Burada da Apollon Smintheus Tapınağı vardır; ve Khryseis buralıdır. Fakat bu yer şimdi tamamen terk edilmiş ve tapınak, Kilikia'lılar kısmen Pamphylia'ya ve kısmen de Hamaksitos'a sürüldükleri sırada, Hamaksitos'un yakınında bulunan şimdiki Khrysa'ya taşınmıştır. Eski tarihi daha az bilenler, bu Khrysa'da Khryses ve Khryseis'in yaşadığını ve Homeros'un bu yerden söz ettiğini söylerler; halbuki, burada liman yoktur ve üstelik Homeros "Ve derin limanın içine geldiklerinde" diye söyler; ve ikinci olarak, Homeros "Khryseis gemiden indi ve kurnaz Odysseus onu sunağa doğru götürdü ve sevgili babasının kollarına teslim etti" diyerek tapınağı kıyıda gösterir ise de, o kıyıda değildi. Homeros, her ne kadar onu yakınlaştırırsa da, Thebe'ye de yakın değildir. Homeros, Khryseis'in kesin olarak burada tutsak alındığını söyler. Gene, ne Aleksandreia'lıların topraklarında Killa diye adlandırılan bir yer, ne de Killa Apollon Tapınağı görülür, lâkin ozan ikisini birleştirir "Khrysa ve kutsal Killa'yı koruyan sen" diye söz eder. Fakat buranın Thebe Ovası'na yakın olduğu görülüyor.

13.1.65 Vaktiyle Lydia'lılara tâbi olan Adramyttion dolaylarındaki topraklar şimdi Mysia'lılara aittir; ve bugün Adramyttion'da Lydia'lı Kapısı adında bir kapı vardır; söylediklerine göre kent Lydia'lılar tarafından kurulmuştur. Komşu kent Astyra'nın Mysia'lılara ait olduğu söylenir. Bir zamanlar burası küçük bir kasabaydı ve burada kutsal bir alanda Astyrene Artemis'inin tapınağı vardır. Bu tapınakla birlikte, burada yapılan ayinleri de yakın komşuları olan Antandros'lular yönetirdi. Burası, eski Khrysa'dan yirmi stadion uzaklıktadır ki, buranın da tapınağı bir kutsal alandadır; Akhilleus'un tahkimatı da buradaydı. Daha içerlerde, elli stadion uzaklıkta şimdi terk edilmiş olan Thebe bulunur.

Tepeye doğru seramik kırıntıları

Göztepe'nin yüksek noktasında bir girinti

Devşirme malzemeler

Devşirme Malzemeler

Devşirme Malzemeler

Tepe noktasındaki malzemeler

Tepe noktasındaki malzemeler

Kentin devam ettiği arazi

Pliny ise Naturel History yapıtının 1.11 bölümünde; Aeolis Bölgesi kentlerini sayarken Aeolis ve Troas bölgelerini Lecton burnunun ayırdığını, Chrysa’nın ve ikinci Larissa’nın bugün olmadığını ancak Smintheus’un hala varlığını sürdürdüğünü belirtir. Bu bilgiler aslında yüzey araştırmalarında tespit edilen, MS.1 yüzyıldan sonra kesilen seramik parçalarıyla uyumludur.

Sitin sadece yüzey araştırmalarıyla incelenebildiğini belirtelim. Ancak çıkılan tepe noktasında Helenistik ve Roma dönemi seramiklerinin haricinde dikkate değer bir yapı kalıntısı izine rastlamadığımızı söyleyelim. Tepeye tırmanırken, toprak yolun bazı kısımlarında yer döşemesi taşlar ve kenarda duvar örgüsü olduğunu düşündüğümüz yöresel taşların kullanıldığı izler görülmüştür. Asıl yerleşimin tepenin kuzey- kuzeybatı yönünde kalan eğimli arazide olduğunu düşünmüştüm. Nitekim yerleşim hakkında araştırmalar yapan Sayın Musa Tombul tam da işaret ettiğim alanın kentin asıl yerleşim yeri olduğunu belirtmektedir. Ancak biz bu alana yoğun çalı çırpı ve vakitsizlik sebebiyle giremedik. Ancak tepenin üst kısmını dolaşıp, buradaki moloz yığıntılarını ve seramik parçalarına göz atabildik sadece. Bu yerleşimi ziyaret etek isteyenler için kayda değer bir yapı kalıntısı olmadığını şimdiden söyleyelim. Ancak fotoğraflardan da göreceğiniz üzere çok güzel bir manzaraya sahip bir tepe…

Sayın Musa Tombul, yerleşimin yaklaşık olarak 50 dönümlük bir araziye yayıldığını söylüyor. Yerleşimin kuzey yönünün teraslar halinde denize kadar ulaştığını, çalılıklar arasında bina temellerinin izlerinin seçildiğini belirtip, seramik kırıntılarının MÖ.7. yüzyıl ile MS. 1. yüzyıl arasına tarihlemektedir. Bu da kentin iskânı hakkında bize bilgiler vermektedir.

Apollon Smintheion’a yaklaşık 3 km uzaklıktaki yerleşim, adının da benzerliğiyle buranın Gülpınar ile bağlantılı bir liman olduğunu düşündürmektedir. Sayın M. Tombul, Homeros’un İlyada Destanı’nda adı geçen Apollon Tapınağının ünlü rahibi Khyrises’in kente adını verdiğini belirtmektedir. Yine antik kaynaklara göre kentte Smintheus kültünün ve tapınağının bulunduğu belirtilmektedir. Kentin kuzeyinden denize kavuşan Değirmendere’nin veya Aklimandere’nin kentin su ihtiyacını karşıladığını ve küçük gemiler için liman işlevini gördüğünü düşünebiliriz. Çıkarılan SİT kayıtlarına göre kenti derenin diğer tarafına geçerek devam ettiği tespit edilmiştir.

Duvar bakiyeleri

Duvar bakiyeleri


Duvar bakiyeleri

Kentin devam ettiği kuzey bölümü

Göztepe'ye çıkan yoldan Gülpınar yönüne bakış

Göztepe'ye çıkan patika
1990 yılında Edirne Koruma Kurulu tarafından yapılan çalışmalarla yerleşim 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak tescillenmiştir. 2018 yılında ise Çanakkale Koruma Kurulu kararıyla alanın bazı bölümleri yeniden değerlendirilerek 1. ve 3. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak yeniden tescillenmiştir. Tescil ismi Göztepe Höyük (Khrysa) olarak yapılmıştır. Son çalışmada Khrysa’nın 70 dönümlük bir araziye yayıldığı tescillenmiştir.

Khrysa’nın son tescilinde Apollon Smintheion Tapınağını kazan ve Troas bölgesinde ekipleriyle birlikte çok değerli çalışmalara imza atan Coşkun Özgünel hocamızın tespitlerine yer verilmiştir. Bu tespitler sitin açıklanmasıyla ilgili son noktadır ve bence olası lokasyon problemlerine son vermektedir. Bu bölümü aynen aktarıyorum:

Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, Babakale Köyü sınırları içerisinde yer alan Khrysa Antik Kenti (Göztepe Höyüğü) halk arasında Göztepe olarak bilinen, denizden yüksekliği 25 metre olan tepe üzerine kurulmuştur. Prof. Dr. Ahmet Coşkun Özgünel’in Apollon Smintheus’un izinde isimli kitabında Khrysa Antik Kentinden:

“...Apollon Smintheus Kutsal Alanının yaklaşık 3.5 km batısında, Beşiktepe’nin 2 km güneyinde Ege Denizi kıyısında Göztepe üzerindeki yerleşim alanı, Khrysa Kenti olarak lokalize edilmektedir. Yerleşim alanının hemen güneyinde Akliman Koyu, kuzeydoğu bitişiğinde de Akliman Deresi, batısında ve kuzeyinde Ege Denizi yer almaktadır. Khrysa Antik Kenti’nin üzerinde kurulduğu Göztepe, antik yazarların da belirttiği gibi, denizden 60 metre yüksek bir kayalık üzerine, batıya ve kuzeye (denize) doğru hafif eğimli yaklaşık 70.000 m²’lik bir alan üzerine kurulmuştur. Yerleşim alanı konumundan dolayı savunmaya oldukça elverişlidir. Yerleşim alanında yaptığımız incelemelerde ayakta herhangi bir mimari kalıntı bulunmamaktadır. Fakat oldukça dik olan yamaçların kenarlarında ana kayanın düzleştirilerek sur duvarı yapılmış izlere ve duvar temel izlerine rastlanılmıştır. Yerleşimin üzerini kaplayan çalılıklar arasında duvar kalıntıları ve mimari kalıntılar görülmektedir. Ayrıca yoğun olarak İon kökenli M.Ö. 6. yy. özellikleri gösteren açık zeminli ve kahverengi bezeli seramik örneklerine, M.Ö. 4-3 yüzyıl özelliği gösteren kırmızı figür tekniğinde Attika seramik örneklerine ve Roma seramik örneklerine rastlanması, yerleşimin iskân edildiği süreç hakkında bilgi vermektedir.

Kent bir liman kenti özelliğinde olup, hemen güneyinde bulunan Akliman Koyu, Hamaksitos Antik Kenti’nin de limanı olarak kullandığını belirttiğimiz Külahlı Deresi’nin ağzı, kentin limanı olarak kullanılmış olmalıdır. Ayrıca yerleşimin hemen kuzey kenarında bulunan Akliman Deresi’nin ağzı da, bugün tıpkı Külahlı ayağı Deresi’nin ağzı gibi alüvyonlarla dolmuş olmasına rağmen, kentin var olduğu zamanda küçük teknelerin barınabileceği küçük boyutlu bir liman konumunda olmalıydı. Kutsal alanın antik dünyadaki öneminden dolayı Khrysa Kenti kutsal alandaki yönetimi ve güvenliği sağlayan bir garnizon durumunda olmalıydı. Ayrıca tapınım amacıyla deniz yolu ile gelen ziyaretçilerin denizden giriş kapısı durumundaydı. Göztepe ile Smintheion arasında yapılan topografik incelemelerde, deniz yolu ile Khrysa ’ya gelen ziyaretçilerin, Khrysa’nın güneyinde bulunan Akliman ya da şimdi tamamen alüvyonlarla dolmuş durumda olan, Külahlı Ayağı veya Akliman Deresi ağzında bulunan limana demirledikten sonra Khrysa kentinde toplanarak, burada Kutsal alandaki programa göre plan yapılarak, Pirenlitepe’nin doğu eteğinden Külahlı Ayağına gelinerek buradan Külahlı Ayağı Vadisi takip edilerek, kutsal alanın batısında bulunan nekropol alanından, kutsal alanda bulunan tören yolu ile kutsal alana ulaşmalarıydı. ”

Kaynak: Musa Tombul, Çanakkale Kültür Envanteri,  T.C. Çanakkale Valiliği, İstanbul, 2015. / Davut Kaplan, Smintheion-Aleksandreia Troas Yolu, Ne İçindi?, Anadolu, Sayı:42, 2016. / Strabon, Antik Anadolu Coğrafyası, Çev: Prof.Dr. Adnan Pekman, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2000. / Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1996. / www.korumakurullari.ktb.gov.tr    

Taylan Köken, Kasım 2021

17 Eylül 2020 Perşembe

Çaltılıçukur Kalıntıları / ANTALYA / PİSİDİA / Akseki – Çaltılıçukur Mahallesi

Çaltılıçukur’un Yeri: Antalya İli, Akseki İlçesinin merkezine 34 km uzaklıkta olan köyün çevresinde bulunan kalıntılardır.


Bölgede benzerleri bolca görülen
Roma Dönemi bakiyeleri

Kalıntı Bilgileri:  Çaltı, çalı, çalılık yer anlamındadır. Çaltılıçukur’da, köyün kuzeydoğusunda, “Gavuryeri” denilen mevkide yerleşim kalıntıları görülmektedir.

Sayın Mustafa Yılmaz ve Osman Doğanay’ın bölgede yapmış olduğu çalışmalarda kalıntılar hakkındaki bilgiler şöyledir:

            Köy, Akseki-Gündoğmuş sınırında yer almakta ve Akseki’nin doğu yönündeki son köy olan Pınarbaşı (Manavlu/Minval) ile komşudur. Köy çevresindeki Gavuryeri ve Asar Tepe Mevkilerinde önemli bir antik kentin mimari yapıları büyük oranda tahrip edilmiş durumdadır. Bu kalıntılardan özellikle küçük bir kilisenin apsisi nispeten korunabilmiştir. Köy mezarlığı içerisinde daha önce kaynaklara geçen 1.17x0.72x0.47 m ölçülerindeki yazıtlı bir blok dikkati çekmektedir. Çaltılı Çukur, Sarınçönü Mevkiinde ise iki ayrı sarnıç korunmuş olarak günümüze gelebilmiştir. Sarnıçların yakın çevresinde antik yapılara ait duvar kalıntıları yer almaktadır.(1)

Çaltılıçukur kalıntılarıyla ilgili diğer bir detaylı araştırma İlkçağ’da Akseki Bölgesi isimli çalışmalarında Sayın Mustafa Adak hocamız ve yardımcıları tarafından verilmektedir. Ekibin bu buluntularla ilgili yorumlarını direk aktarıyorum:  

            Gündoğmuş İlçesi, Karadere Mahallesi yakınlarında yüksek bir tepenin üzerine kurulu Kasai kentinin egemenlik sahası, batıda en azından Güzelsu ve Çaltılıçukur civarına kadar uzanmaktadır. Bu nedenle Kasai’ın Roma Dönemi’nde, Akseki’ye bağlı topraklarda hak sahibi olan dördüncü kent olduğunu söyleyebiliriz. Çaltılıçukur Mahallesinin kuzeydoğusunda yer alan ve büyük bir kome (köy) niteliği taşıyan Asar Tepe’den modern yerleşim alanına kadar yuvarlanmış olması gereken ve bugün mahalle mezarlığının duvarında devşirme malzeme olarak kullanılan bir heykel kaidesi üzerindeki kitabe, Kasai kentinin İ.S. 3. yy’ın ortalarında kendi vatandaşı Caelianus Memnon’u onurlandırdığını belgelemektedir. Adı geçen şahıs kentin eşraf tabakasına mensup olmakla birlikte, genç yaşta, dolayısıyla memleketinin kendisinden beklediği hayırları gerçekleştiremeden vefat etmiştir. Yine de kitabede babası hakkında verilen bilgiler bu ailenin kentin seçkinleri arasındaki ayırt edici konumunu açıkça ortaya koymaktadır.(2)

Kaynak: (1) Mustafa Yılmaz- Osman Doğanay / Akseki, İbradı ve Gündoğmuş (Antalya) Çevresi Arkeolojik Çalışmaları (2) Prof. Dr. Mustafa Adak, Yrd.Doç.Dr. Burak Takmer,  Yrd. Doç. Dr. Ebru Akdoğu Arca / İlkçağ’da Akseki Bölgesi

Taylan Köken