Yazıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2020 Pazar

Güzelsu Kalıntıları / ANTALYA / PİSİDİA / Akseki – Güzelsu Mahallesi

Güzelsu’nun Yeri: Antalya İli, Akseki İlçesinin merkezine 30 km uzaklıkta, eski adı Sülles olan köyün çevresinde bulunan kalıntılardır.

Bölgede Ele Geçen Yazıtlardan Biri

Kalıntı Bilgileri:  Şimdi Güzelsu olarak türetilmiş ismiyle varlığını sürdüren köy Osmanlı kayıtlarında Sülles, Silles, Sülhas, Devam-ı Gebr olarak geçmektedir. Bölgenin tarihi, kurulan kentlerin veya atılım yapan kentler incelendiği taktirde birçoğunun Roma Döneminde kurulduğu veya ilerleme sağladığı görülecektir. Bu yüzden Roma İmparatoru Sulla döneminde (MÖ.82-79) kentin kurulduğu veya gelişim gösterdiği düşünülebilir. Köyün arkasındaki ‘Hisar Dağı’nda ve Otluca - Haynalı boğazı arasındaki yerleşim kalıntıları vardır.

Sayın Mustafa Yılmaz ve Osman Doğanay’ın bölgede yapmış olduğu çalışmalarda kalıntılar hakkındaki bilgiler şöyledir:

            Eski adı Sülles olan Güzelsu Köyünde kayda değer antik yerleşim yoktur, fakat Haynalı (Otma Hoca/Otluca), Küçük Asar ve Gavurini Mevkilerinde yer yer duvar kalıntılarına rastlandığı köy halkından öğrenilmiştir. Dağlık bir yamaçta kurulu olan köy, Akseki-Antalya yolunun hemen solundaki Mahmutlar (Büros) Köyüne nazır bir konuma sahiptir. Sülles Köyünden Akseki yönüne doğru giderken yol üzerindeki Sadıklar (Gıravanda), Dikmen (Dedere), Dutluca (Gevles) ve Çanakpınar (Alavada) Köylerinden geçilir.(1)

Sülles kalıntılarıyla ilgili diğer bir detaylı araştırma İlkçağ’da Akseki Bölgesi isimli çalışmalarında Sayın Mustafa Adak hocamız ve yardımcıları tarafından verilmektedir. Sülles’de bulunan kalıntıların Gündoğmuş ilçesi, Karadere köyü yakınındaki yüksek tepe üzerinde bulunan Kasai Antik Kenti ile bağlantılı olduğunu belirtmektedir. Ekibin bu buluntularla ilgili yorumlarını direk aktarıyorum:   

            Güzelsu Mahallesi’nde bir bahçe duvarında kullanılmış başka bir yazıt fragmanında Kasai kentinin en üst idari mercileri Boule (Danışma Meclisi) ve Demos (Halk Meclisi) Aurelia Cassiana adında bir hanımefendiyi onurlandırırken, Güzelsu yakınlarında ana kayalar üzerinde tespit ettiğimiz üç adet sınır yazıtı, büyük ihtimalle Kasai’ın himayesinde olan ve isimleri A, G ve K harfleriyle başlayan üç kırsal yerleşimin sınırlarını belirlemektedir. Yine Güzelsu Mahallesi yakınlarında, Papaz Kayası olarak bilinen mevkiinde bulduğumuz bir yazıt fragmanı ise Cassii soyadını taşıyan, ama ön adları yazıtta korunmamış olan bir beyle eşinin büyük ihtimalle bir tapınak inşası için 3000 denarii bağışladıklarını kaydetmektedir. Söz konusu yapıya ait ve son derece kaliteli bir işçilik gösteren sütun tamburu ve kaideleriyle arşitrav ve lento bloklarını geniş bir alana yayılmış olarak görmek mümkündür. Aynı bölgede yükselen ve mevkiiye adını veren kaya kütlesinin kuzey yüzeyindeki iki adet yazıtın, tapınak olduğunu düşündüğümüz yapının ziyaretçileri tarafından kazındığını tahmin etmekteyiz. Bunlardan ilki Tykhe adında bir hanımın eşi için yazdırdığı dokunaklı bir hitabı içermektedir: “Ey Rufus, senden önce de senden sonra da başka biri olmadı”. İkinci yazıtsa Modestus ve Celer adlarında iki beye ait duvar yazısıdır. Görüldüğü üzere ikisi de resmi bir içerik taşımayan bu yazıtlar mümkün olduğunca çok okuyucuya ulaşma amacıyla buraya kazınmış gözükmektedir. Bu varsayımımız doğruysa tapınağın bir hayli ziyaretçisi olduğunu da söyleyebiliriz.(2)

Kaynak: (1) Mustafa Yılmaz- Osman Doğanay / Akseki, İbradı ve Gündoğmuş (Antalya) Çevresi Arkeolojik Çalışmaları (2) Prof. Dr. Mustafa Adak, Yrd.Doç.Dr. Burak Takmer,  Yrd. Doç. Dr. Ebru Akdoğu Arca / İlkçağ’da Akseki Bölgesi

Taylan Köken

12 Ağustos 2020 Çarşamba

Kotenna Antik Kenti / ANTALYA / PİSİDİA / Akseki – Menteşbey Mahallesi

Kotenna Kentinin Yeri: Antalya İli, Akseki İlçesinin Menteşbey Köyü (Mahallesi) yakında bulunan Kaletepe üzerindeki kalıntılardır.

Kotenna ve Erymna kentlerinin
Menneas onuruna aldıkları ortak karar.
© Ümit Durak
Kotenna, Menteşbey Mahallesi.
© Ümit Durak

Kotenna Bilgileri:  Kentin adının nerden geldiği hakkında bir bilgi yoktur. Osmanlı döneminde Gödene olan yerleşim yeri Kotenna’nın evrilmiş halidir. Son olarak Menteşbey adıyla anılmaktadır. Gödene haliyle çok daha güzel bir ismi vardır. Gödene adının Goden Krallığından gelmiş olması savı bir hayli zorlamadır. Yapılan son çalışmalar ve epigrafik değerlendirmeler sonucunda Etenna, Kotenna ve Erymna kentlerinin halkının aynı olduğu ve Katenneis adını taşıdığı belgelenmiştir.

            Etenna, Kotenna ve Erymna gibi bilinen yerleşimleriyle başlangıçta Pisidia, İ.S. 4. yüzyıldan sonra da Lykaonia sınırlarında değerlendirilen Akseki bölgesinde, başlangıçta kendi başlarına yaşayan savaşçı, yerli kavimler varken bu toplulukların sonraları Roma egemenliğine girdiği ve Roma’ya vergi verdiği anlaşılmaktadır.  İ.S. 3. yüzyılda geçirdiği sarsıntılara, doğu Pisidya’da eşkıya huzursuzlukları eklenir.  İ.S. 284 - 305 yılları arasında başta olan İmparator Diokletian döneminde Pisidya tarihinde ilk kez bir eyalet haline getirildi. İ.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Bizans çağını yaşamaya başlayan Pisidya’da pek çok kentin varlığını sürdürdüğü, Kilise kayıtlarından anlaşılmaktadır. Ancak bu bölgede yaşayan ve tümü ilkel ve kavgacı olarak bilinen Oroandlar, Homonadlar ve İsaurialılar Roma’ya hep sıkıntı vermiştir. Pamfilya Denizi’nden, Side’den kuzeye, Etenna ve Kotenna’dan geçen iki ayrı yolla Göller Bölgesi ve Konya’yla Orta Anadolu’ya geçit veren vadi bu konumuyla her çağda önemsenmiş ve yerleşimler kurmak için de seçilmiştir.

            Günümüz Gödene ilçesinde bulunan kalıntılar Strabon’da “Katenneis”, Hierokles’de “Kotana” olarak anılır. 431'de Efes’te ve 451’de Kalchedon’da yapılan konsiller toplantısına Kotenna’nın bir temsilcisi de katılmıştır. Yazıtlar Kotenna'nın bugünkü Gödene olduğunu kanıtlar. Antik yerleşimden taşınmış heykel, seramik ve figürinler yakın zamanlara kadar okulda korunmaktaymış. Köy evleri duvarlarında antik malzemeye bugün de sıkça rastlanmaktadır.

            Gödene ilçesinin batısında yükselen, tüm araziye egemen korunaklı bir tepede yerleşim izleri genellikle ana kaya tabanlardan izlenir. Ayakta kalanlar ise geç dönem sur duvarlarıdır. Ana kaya olabildiğince verimli biçimde kullanılmış, kalan kısımlar örülerek tamamlanmıştır. Yapılar çoğunlukla ana kaya tabanlarından tanımlanabilmektedir. Alt ve üst teraslar arasında ana kayaya açılmış basamaklar geçit vermektedir. Ana kayadan yararlanılıp basamaklı birçok katlılık oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Sokaklar gibi su akıntılarına karşı yapılan işçilikler de ortaktır. Evlerin arkalarından ana kayaya açılmış arklar yağmur sularını kanalize etmektedir. Kalıntılar arasında kült döşemeleri görülür. Tepenin doğusunda, sarp eğimin başlangıcında kısmen ayakta kalmış geç dönem sur duvarları izlenmektedir. Tepede geç dönem seramikleri bulunmuştur.(1)

Diğer bir çalışmada Kotenna Antik Kenti bilgileri şu şekilde:

            Kotenna şehrinin kalıntılarının da yer aldığı bugünkü Menteşbey Köyü, Ayıntıras, Kayabaşı, Tuzluk Koyak Mevkii ve Tarsus Dağları arasında kurulu modern bir yerleşimdir. Yer yer antik kalıntı izlerine rastlanan Tepe Dağı, Mallas ve Ambullas Mevkilerinden ziyade Kale Tepe olarak bilinen antik Kotenna şehri kalıntılarının yer aldığı güneydeki Melas (Manavgat) Çayı’na12 hâkim tepe kayda değer antik kalıntıları bünyesinde barındırmaktadır.

            Kale Tepe’nin güney yamaçlarında bir blok taş üzerinde kanatları açık bir kartal kabartması ile başka blok taş üzerindeki kalkan ve zırh betimi makiliklerle kaplı arazide terk edilmiş durumdadır. Kale Tepe’nin yine güney yamacında yazıtsız bir sunak dikkati çekmektedir. Sunağın hemen yanında yer alan 1.70x0.93x0.55 m ölçülerindeki iri bir blok üzerinde ise üç gruptan oluşan uzun bir yazıt yer almaktadır (Res. 3). Anıtsal bir yapıya ait olması gereken bloğun üst profili üzerinde tek satır, altında ise solda 12, sağda 16 satırdan oluşan iki ayrı yazıt grubu yer almaktadır13.

            Menteşbey (Gödene) Büyük Mezarlık içinde çok sayıda sütun gövde ve başlıkları yer almaktadır. Bunlardan bir grup ion başlığı musalla taşı olarak kullanılmıştır. Mezarlık içinde ise kadın büstü betimli bir sunak dikkati çekmektedir. Köy içindeki bir evin avlusunda korunan düzgün kesme taşlı uzun bir duvar ise buradaki anıtsal bir yapıya işaret etmektedir.(2)

Son çalışmamış ise Akseki Arkeolojisi hakkında ekipleriyle birlikte değerli çalışmalar yapan Mustafa Adak hoca ve yardımcılarının yayınladığı kitapçıktan olacak:

            Geniş Pisidya topraklarının güneydoğusunu Hellenistik ve Roma dönemlerinde Katenneis halkı iskân etmişti. Strabon bu dağ sakinlerinin batıda Selgeliler, doğuda ise Homonadlar ile komşu olduklarını belirtmekte, ayrıca Pisidyalılar’ın “büyük kısmı Torosların dağlık kısımlarında yaşamaktadır, ancak bazıları Pamfilya kentleri Side ve Aspendos’un kuzeyinde, zeytin ağaçlarının yetiştiği engebeli alanlarda otururlar. Bunların kuzeyindeki dağlık alanı Selgeliler’e ve Homonadlar’a komşu olan Katenneis halkı iskân etmiştir.” demektedir. Bu ve diğer bilgilerden yola çıkarak Katenneis halkının yaşam alanı olarak; Akseki İlçesi’nin güney kısmını, İbradı İlçesi’nin tümünü ve Manavgat İlçesi’nin kuzeydoğusunu gösterebiliriz. Kavimin adı Kotenna (eski ismi Gödene, bugün Menteşbey Mahallesi) kent ismine yansımıştır.

            Katenneis halkının diğer iki önemli merkezi Kotenna ve Erymna’nın erken dönemlerde belgelenmemiş olmaları bunların uzun süre Etenna’nın himayesinde kaldıklarını ve ancak Hellenistik Çağ’ın ilerleyen evresinde bağımsızlıklarına ulaştıklarını akla getirmektedir. Aralarında sadece 6 km. mesafe bulunan, ancak Melas Çayı’nın geçit vermeyen vadisi tarafından birbirinden ayrılan bu iki kent arasında yakın bir bağ mevcuttu. Nitekim Ormana’da bulunan ve Zeus Tastledeas rahibi Menneas’ın onurlandırılmasına dair her iki kentin almış oldukları müşterek karar, bunların ikisi bağımsız olmakla birlikte ortak hareket edebildiklerine dair güzel bir örnek sunmaktadır. Bununla birlikte, bağımsız olmalarına rağmen iki kent de tarihlerinin hiçbir evresinde sikke basmamış, Etenna ve diğer komşu kentlerin tedavüldeki sikkelerini kullanmakla yetinmişlerdir.

            Katenneis halkını temsil eden bu üç kentten sadece Kotenna günümüz Akseki ilçe sınırları içerisinde kalmaktadır. Yüksek bir tepe üzerinde kurulan kentte günümüzde ayakta fazla yapı kalmamıştır. Yamaçta yer alan konutlar heyelan sonucu büyük oranda kaybolmuştur. Aşağıda tanıtacağımız iki kitabe sayesinde tepedeki yerleşim alanında bir Artemis ve bir de Zeus Tapınağı’nın varlığını biliyoruz. Tepenin yamacında kısmen korunmuş bir yapının yıkıntıları arasında görülebilen büyük sütun parçaları ve oturma sıraları gibi mimari ögeler, söz konusu binanın resmi bir yapı olması gerektiğini göstermektedir. Tepenin köye bakan kuzey ve batı yamaçlarında Bizans Dönemi’ne ait sur izleri hala takip edilebilmektedir. Antik Dönem yerleşiminin, günümüzde Menteşbey’in kurulu olduğu düzlüğe kadar yayıldığı buradaki önemli yapı kalıntıları sayesinde tespit edilebilmektedir. Tepenin kuzeydoğusunda düzlük arazide bir köy evinin bahçesinde uzanan ve duvar örgüsü dört sıraya kadar korunan muazzam bir yapı kalıntısı, muhtemelen bir tapınağa ait olmalıdır. Benzer bir yapının blokları ise köy çıkışındaki modern mezarlıkta görülmektedir. Antik binalara ait sayısız yapı taşı tepeden indirilerek modern köy evlerinde inşaat malzemesi olarak tekrar kullanılmıştır.

            Kotenna kenti Akseki ilçe sınırlarının güneybatı ve orta kısımlarına hâkimdi. İlkçağ yerleşim izleri göstermeyen Akseki ve yakın çevresi de kanaatimizce Kotenna kentinin himayesinde bulunmaktaydı. Verimli bir ovanın kuzeybatısındaki bir yamaçta kurulmuş olan Akseki’nin tarihi olasılıkla Ortaçağ’dan daha önceye gitmemektedir. Akseki’nin eski ismi Marula ile Latince “Maro” sözcüğü arasında yerel tarihçiler tarafından kurulan bağlantı, aslı olmayan güzel bir yakıştırmadan öteye gitmemektedir. Akseki’de İlkçağ’a ait tek iz kaymakamlığın ön bahçesinde duran bir kabartmadır. Bu da Kotenna kentine ait olup eski kaymakamlardan biri tarafından Gödene’den şimdiki yerine getirilmiştir. Benzer kabartmaları Gödene’de görmek mümkündür. Akseki yakınlarında tespit edebildiğimiz en erken yerleşim izleri güneydoğuda Hüsamettin ile Çimi arasında bulunmaktadır. Akseki ise İlkçağ’da yerleşim alanı olmamış gözükmektedir.(3)

            Kotennalılar’ın danışma meclisi karar aldı. Mademki yaşam boyu Zeus Soter rahibi, Stanamoas oğlu Setas oğlu Neoptolemos, seçkin ve iyi bir insan olarak (ve) proboulos Stanamoas oğlu Setas’ın oğlu olarak, erdemle donanmış bir şekilde imparatorlar için başrahiplik yaptı ve vatanında saygın bir şekilde memuriyetlerini yerine getirdi ve sistemli bir şekilde eirenarkhes’lik yaptı ve tüm leitourgia’larını onur sever ve seçkin bir şekilde tamamladı, gençliğinin başından şimdiye kadar bilge ve de ölçülü bir yaşam sürdü ve tanrıya karşı olan hizmetini her zaman dindar ve onur sever bir şekilde yerine getirdi, böyle insanların kendilerine yakışan bir onurlandırmaya maruz kalması yerinde bir iştir.        Kotennalıların danışma ve halk meclisi onun altın kaplama küçük bir kalkan üzerine çizili bir portre ve bronz bir heykelle onurlandırılmasına, kendisiyle birlikte tüm hane halkının da onurlandırılmasına, heykelinin Artemis’in peribolos’una ya da bir başka yere konulmasına, bu kararın bir kopyasının, halka karşı göstermiş olduğu iyilikseverliğinin herkesçe bilinmesi için taş üzerine yazılmasına karar verdi.(4)

Kotenna kentinin Stanamoas II ve Neoptelemos kardeşler
onuruna aldığı iki meclis kararı
© Attila Durak

Kaynak: (1) Prof. Dr. Havva İşkan – Prof. Dr. Nevzat Çevik / Akseki Çevresi Arkeoloji ve Tarihi / Çekül Sanatsal Mozaik Dergisi / 2000 (2) Mustafa Yılmaz- Osman Doğanay / Akseki, İbradı ve Gündoğmuş (Antalya) Çevresi Arkeolojik Çalışmaları (3) Prof. Dr. Mustafa Adak, Yrd.Doç.Dr. Burak Takmer,  Yrd. Doç. Dr.Ebru Akdoğu Arca / İlkçağ’da Akseki Bölgesi (4) Mustafa Adak hocamız ve ekibi tarafından keşfedilen yazıt ve diğer fotoğraflar için Atilla Durak ve Ümit Durak’a çok teşekkür ederim.

Taylan Köken

2 Ağustos 2020 Pazar

Balat İni Mağarası / ANTALYA / PİSİDİA / Akseki – Bademli Mahallesi

Balat İni Yeri: Antalya İli, Akseki İlçesinin Bademli Mahallesinde bulunan Tityassos Antik Kenti’nin kuzeybatısında yer alan ulaşımı zor bir mağaradır.

Balat İni Mağarası Arkeolojik Çalışmalar

Balat İni Mağarası Yazıt

Mağara Bilgileri:  Prof. Dr. Mustafa Adak ve ekininin Akseki ilçesinde yapmış olduğu araştırmaların küçük kitapçığı olan “İlkçağ’da Akseki Bölgesi” isimli çalışmadan Balat İni bilgilerini aynen aktarıyorum:  

            Akseki Yöresi’nde yukarıda belirttiğimiz başlıca yerleşimlerin dışında, çoğu yüksek tepelere kurulmuş köy (kome) niteliğinde, çok sayıda İlkçağ yerleşimi mevcuttur. Bunlardan bazıları kitabın sonraki bölümünde Mustafa Yılmaz ve Osman Doğanay tarafından tanıtılmıştır. Resmi ve gösterişli yapılardan mahrum, lahit geleneğinin bulunmadığı ve mezar yazıtlarının da beklenenden az olduğu bu yerleşimler görece düşük bir refah ve kültür düzeyini işaret etmektedir. Bununla birlikte Antik Dönemde günümüzdekine kıyasla daha fazla sayıda köy ya da çiftlik yerleşiminin bulunması, ayrıca günümüzde ormanlık veya makilik alan içinde kalan yamaçların teraslama yöntemiyle tarım amaçlı yoğun kullanımı Akseki Yöresinin İlkçağ’da oldukça kalabalık bir nüfusu barındırdığını göstermektedir.

            Nüfus yoğunluğuna bir de sınırlı miktardaki ekilebilir arazi sorunu eklenince dışarıya göç olgusu günümüzde olduğu gibi İlkçağ’da da yöre tarihi açısından belirleyici bir unsur olmuştur. Bölgenin gençleri yabancı devletlerin ordularında paralı asker olarak şanslarını denemiş; Hellenistik Dönemde sıkça belgelenen bu durum, Roma Dönemi’nde de devam etmiştir. Bu olguya en iyi ışık tutan belge, Tityassos’un kuzeybatısında Balat İni olarak bilinen mağaranın girişinde ana kayaya İ.S. 77/78 yılında Eski Yunanca olarak kazınmış, 11 satırlık adak yazıtıdır. Söz konusu yazıt Roma Lejyonunda 27 yıllık hizmetin ardından emekli olan Gaius Trollios Kloumeus’in uzun süre hasret kaldığı vatanına sağ salim geri dönmesi vesilesiyle, yörenin önde gelen tanrılarından Apollon’a bir heykel adağını içermektedir. Kitabede anılan heykel büyük olasılıkla yazıtın hemen üstünde ana kayaya işlenmiş nişin içinde durmaktaydı. Heykel zor ulaşılan bir yerde olduğu için uzun süre korunmuş olmalıdır. Nişin altında yer alan yazıtın Türkçe çevirisi şöyledir: “İmparator prokuratörü Arruntius Aquila tarafından VI. Sidera Lejyonu’na asker olarak alınan, İmparator Tiberius Claudius’tan itibaren orduda 27 yıl görev yapan ve adak adama vazifesini itinalı yerine getiren GaiusTrollios namı diğer Kloumeus, Vespasianus Caesar tarafından terhis edildikten sonra kendi memleketine gelince şükran borcu olarak Apollon’a bu heykeli adadı”.

            Yazıtın içeriğinden ayrıca, 17-20 yaşlarında askere alındığı sırada Trollios’un henüz Roma vatandaşlık hakkını edinmemiş olup sadece Tityassos yurttaşlığına sahip olduğunu; taşıdığı Trollios ve Kloumeus isimlerine bakarak da onun Pisidya veya Galat kökenli olduğunu çıkarabiliriz. Trollios’un askere alınışı İ.S. 50 yılı civarında gerçekleşmiş olmalıdır. Roma için büyük kayıplarla sonuçlanan Britanya seferi ve Caracatus isyanı, dönemin İmparatoru Claudius’u eyalet sakinleri arasından yeni asker toplamaya zorlamıştır. Bu görevi Pisidya’nın da dâhil olduğu Galatya eyaletine prokuratör (imparatorun özel ajanı) olarak atanan M. Arruntius Aquila üstlenmiştir. Muhtemelen Likya (Ksanthos) kökenli olan Aquila’nın 50 yılında Antalya civarında yol yaptırdığı ve Ksanthos’ta bir heykelle onurlandırıldığı iki başka kitabe aracılığıyla bilinmektedir. Babasının Hermakotas adında yerel bir isme sahip olması, bu süvarinin Likya kökenli olduğu savını güçlendirmektedir.

            Trollios lejyonuyla birlikte tekrar Suriye’ye döndükten kısa bir süre sonra 25 hizmet yılını doldurarak emekliliğini hak etmiş, ancak askeri hizmetine iki yıl daha devam etmiştir. Trollios 27 yıllık kışla hayatından sonra 77 veya 78 yılında Vespasianus imzalı teskeresini almış ve yüklü bir ikramiye ile emekli olmuştur. Hayatının bu yeni dönemecinde özgür bir kişi olarak artık nerede yaşayacağına dair verdiği karar ilginçtir. Trollios çeyrek asır gibi uzun bir süre hasretini çektiği memleketine geri dönmüş ve hayatının son yıllarını orada geçirmeye karar vermiştir.

Kaynak: Prof. Dr. Mustafa Adak, Yrd.Doç.Dr. Burak Takmer,  Yrd. Doç. Dr. Ebru Akdoğu Arca / İlkçağ’da Akseki Bölgesi

Özel Teşekkür: Fotoğraflar için Sayın Mustafa Adak hocamıza ve Ümit Durak'a teşekkür ederim.

Taylan Köken