Tao Arkeo Sözlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tao Arkeo Sözlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2025 Çarşamba

Sardessos/Sardassa/Sardassos

Mysia bölgesinde Truva Kilikya’sına Lyrnessos yerleşimi yakınına lokalize edilen küçük bir kenttir. Bizanslı Stephanos’a göre kentte Zeus Sardessios tapınağı mevcuttu. Thebe ovasındaki Sardessos’un adı komşusu olan Lyrnessos kenti gibi Anadolu kökenli bir kent olduğunu göstermektedir.

Bilge Umar kentin Sardassa/Sardassos olmalısı gerektiğini, bunun da “Kutlu/Güzel akarsu” anlamına geleceğini belirtir. Paulys Ansiklopedisindeki ilgili maddede benzer bir görüş kabul edilir ve kentin adının yerel dilden geldiğini, anlamının Sart/Sard hecesiyle ilgili olabileceğini belirtilmektedir.

Barrington Atlas’ında kaynakçalarda belirtildiği gibi Lyrnessos yakınına lokalize edilmektedir.

Kentin lokasyonu için elle tutulacak en önemli sav Aslı Saka’nın doktora çalışmasında ileri sürülmüştür. Saka, Sardessos yerleşimi için Hacıaslanlar köyü ve çevresini önermektedir. Lyrnessos kentini de Havran civarına lokalize eder. Köyün kuzeydoğusunda bulunan maden sahasının girişinin doğusunda, Roma dönemine tarihlenen nekropol alanı, yine köyün 3,5 km kuzeydoğusunda Harita Tepe üzerinde mimari yapı temelleri, Çörtüklü Alan mevkiinde köprü izleri bölgede yapılan yüzey araştırmalarıyla tespit edilmiştir.     

Kaynak: Paulys Realencyclopadie der Classischen Altertumswissenschaft, Stuttgart 1920, s.2479; Bilge Umar- Türkiye’deki Tarihsel Adlar- İnkılâp Kitabevi- 1993; Aslı Saka, Antik Dönemde Edremit Körfezi: Balıkesir İli Edremit, Havran, Burhaniye, Gömeç İlçeleri Yüzey Araştırması, Ege Üni. Doktora Tezi, İzmir 2016.

6 Temmuz 2020 Pazartesi

Akroterion/Prostanna...

Eğirdir Sivrisi ve Prostanna
Eğirdir Sivrisi ve Prostanna Kenti

Akroterion/Prostanna: Günümüzde Isparta ili Eğridir ilçe antik adıdır. Pisidia bölgesi kentlerinden biridir. Isparta’dan Eğirdir merkezine yaklaşırken antik dönemde Mons Viarus olarak anılan dağ Zeus’un tapınım gördüğü bir kült alanıdır. Bu yükseltiye günümüzde Eğirdir Sivrisi denmektedir. Akroterion kenti bu tepenin üzerindedir. Kent hakkındaki bilgileri Isparta Arkeolojik Miras (Süleyman Demirel Üniversitesi) sitesinden aktarıyorum:  

III. Gordianus Dönemi sikkesinde görülen Mons Viarus ve bir ağaç tasviri de muhtemelen bir ağaç kültüne, dolayısıyla dağ yakınlarında bulunan açık hava tapınım yerine işaret etmektedir. Günümüzde Eğirdir Sivrisinde yapılan bazı şenlikler geçmişten bu yana süregelen bir geleneğin halen devam ettiğini düşündürmektedir. Eğirdir Sivrisinin güneyine kurulmuş olan Prostanna; akropolis, agora ve akropolisin kuzeydoğu-doğusundaki yerleşim alanlarından oluşur. Prostanna akropolisinin etrafı sur ve dokuz kule ile çevrilmiştir. Kentin savunmaya verdiği önemin bir diğer göstergesi Eğirdir Sivrisi’nin güney yamacına inşa edilen, ilk evresi Hellenistik Dönem’e tarihlenen ancak, Geç Antik Dönem’de yeniden güçlendirildiği anlaşılan savunma duvarıdır. Kentin agorası ile agorada bulunan kamusal ve dinsel yapılar akropolisin kuzeyindeki dikdörtgen biçimli düzlükte yer almaktadır. Sivil iskân alanları ise akropolisin kuzeydoğusundaki teraslara yayılmıştır.

Prostanna Antik Kenti, Doç. Dr. Fikret Özcan ve ekibi tarafından Psidia Bölgesi Yüzey Araştırmaları kapsamında araştırılmıştır. 2016 yılında Fikret Özcan ve Fatma Kızılyalçın’ın Prostanna Antik Kenti makalesi çok değerli bilgiler vermektedir.  

Kaynakça: www.ispartaarkeolojikmiras.sdu.edu.tr

Taylan Köken


25 Haziran 2020 Perşembe

Gevale/Kevele/Gevele...

Gevale Kale

Kevele/Gevele/Gevale/Kavala/Kabala/Kaula: Günümüzde Konya ilinin batısında günümüzde Gevele/Kevele olarak anılan ilk çağlarda köy veya kasaba büyüklüğündeki bir yerleşim yeri. İsmail Hakkı Uzunçarşılı ise 14 ve 15. yüzyıllarda, Anadolu Beylikleri döneminde Gevale kalesi olarak adı geçen yer hakkında şu bilgileri vermektedir: "Tarihlerde Gevale imJasıyle yazılan ve Gevele denilen kale Konya yakınında Sille civarındaki -Konya ile Altınapa yolu üzerinde- dağın eteğinde olup dağın bir adı da Tahtalı Dağ'dır. Gevele, Büyük ve Küçük olarak ikidir. Üzerinde kale bulunan Küçük Gevele olup İbrahim Bey buraya kaçmıştır".(1)

Gevale Kalesi kazıları resmi sitesinde verilen bilgiler ise biraz daha farklıdır: Gevale isminin kaynağı ve kullanımı konusunda çeşitli görüşler ve kullanımlar bulunmaktadır. İ. Hakkı Konyalı, Gevale isminin Friglerin dişi yer tanrısı olan Cybele’den geldiğini söyler. Bu isim çeşitli dillerde harflerin farklı şekillerde okunması ve değiştirilmesi ile Sibel, Sibele, Kübel, Kübele, Küvel, Küvele, Kiveli, Kivele, Kevele, Kebele, Hubel, Hobal gibi bazen de kelimenin birinci harfi biraz yumuşatılarak Gevale ve Gebeie gibi okunmuştur. Bu kalenin kuzeydoğusunda bulunan ve bölgeye yakın bir yerleşim yeri olan Silleliler ise Gevelle veya Gevale olarak adlandırmışlardır. Kalenin burçları, uzaktan takke gibi göründüğü için bu dağa Takkeli Dağ’da denilmektedir.

Gevale adı tarihi kaynaklarda ve seyahatnamelerde ise farklı şekillerde geçmektedir. İbn-i Bibi, Ahmet Eflâkî, Hoca Sadeddin Efendi’nin eserlerinde Gevale olarak geçerken, diğer yayınlarda Kevele, Kirale, Gavele, Kaballa, Kevale, Kavala ve Kabala, Gâvele gibi çeşitli şekillerde kullanılmıştır.(2)

 

Kaynakça: (1)Bilge Umar- Türkiye’deki Tarihsel Adlar- İnkılâp Kitabevi- 1993.

(2)www.gevale.com  

 

Taylan Köken

13 Haziran 2020 Cumartesi

Gangra...

MS.100 Germanicopolis Sikkesi

Gangra/Kankra/Germanicopolis: Günümüzde Çankırı’nın antik adıdır. Kankra olarak da isimlendirilen Çankırı’nın Helenistik dönemden beri kullanılan halidir. Gangra Antik kenti Paphlagonia bölgesi kentlerinden olarak sayılmaktadır.    

Gangra’nın “Tiftik Keçisi” anlamına geldiği rivayet edilir. Gangra’nın Paphlagonia dilinde keçi olduğu söylenmiştir. Germanicopolis adı ise “Germanicus Kenti” anlamındadır. Gangra, Roma İmpratorluğu döneminde bu adı almış ve bu isimle sikkeler darp etmiştir. Sikkenin ön yüzünde Herakles, arka yüzünde Apollon görülmektedir. 


Kaynakça: Bilge Umar- Türkiye’deki Tarihsel Adlar- İnkılâp Kitabevi- 1993

 

Taylan Köken


11 Nisan 2020 Cumartesi

Belirsırma/Perisrtrema...


Belisırma: Ihlara vadisinin sonunda bulunan köyün adıdır. Ihlara vadisi antik kaynaklarda Peristremma/Peristrema olarak geçmektedir. Belisırma bu adın bozulmuş halidir.
Peristrama, Peristrema, Peristremma kelimeleri Peristrepho fiiliyle bağlantılı olup,  Helen dilinde "Çevresinde dönmek, çevresinde döndürmek" anlamlarına gelir.

Kaynakça: Bilge Umar- Türkiye’deki Tarihsel Adlar- İnkılâp Kitabevi -1993.

Taylan Köken

9 Nisan 2020 Perşembe

Asbamaion (Zeus) Havuzu...


Asbamaion: Tyana antik kentindeki kutsal havuz. Tyana, Niğde Bor ilçesi yakınında bulunan Kemerhisar kasabasındaki antik kentin adıdır. Helenistik dönemde Zeus adına tapınım yapılan ve Asbamaion Zeus olarak literatürde anılan Roma döneminden kalma kutsal havuzdur.  

Philostratos'un ve Ammianus Marcellinus'un yapıtlarında bu havuzdan söz edilmektedir. Zeus’un bir çeşitlemesi olan Asbainaios’un yeri anlamındadır.

Kaynakça: Bilge Umar- Türkiye’deki Tarihsel Adlar- İnkılâp Kitabevi -1993.

Taylan Köken

7 Nisan 2020 Salı

Sangarios / Sakarya Nehri...


Sangarios: Günümüzde Sakarya Nehrinin adı. Sangarios Helencedir. Kök olarak Sankara/Sangara kelimesinden türemiş olabilir. Bilge Umar’a göre Luvi dilinden gelme bu isim “Kutlu” “Kutsal” “İyi, güzel” “Swa” ön takısıyla S(wa)-Anka-(u)ra yani “Kutsal Anka” olmalıdır. Ankara ilinin adının da bu nehirden gelmiş olabileceği düşünülebilir.

Bütün ırmaklar gibi o da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Troya kraliçesi Hekabe onun kızıymış derlerdi. Sangarios adına Phyrigia bölgesinde geçen birçok mitolojik hikayede geçmektedir. Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğünden bu hikayeleri onun anlatımıyla aktarmak istiyorum:
Pausanias'ın anlattığı Agdistis efsanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. Hem kadın, hem erkek olan bu yaratığı tanrılar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atarlar, uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir, ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar, bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. Onu dağa bırakır. Attes büyüyünce öyle yakışıklı, öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. Ne var ki Attes Agdistis'ten kaçmak İçin Pessinus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye kalkışır. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylenmektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. Attes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser, Pessinus kralı da aynı şeyi yapar. Attes ölür, Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulmamasını sağlar.

Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyledir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış, orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. Zeus tanrıçaya tutulmuş, onunla birleşmeyi başaramayınca tohumunu bir kayanın üstüne bırakmış. Bu tohumdan Agdistis doğmuş, hünsa imiş, Agdistis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden etmiş; uzvundan bir badem ağacı çıkmış, bunun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış, gebe kalıp Attes'i doğurmuş. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. Bebek gelen geçenin ilgisini çekmiş, onu bir tekenin sütüyle beslemişler, tekenin sütü olamayacağı halde, adının Phrygia dilinde teke anlamına gelen "attagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. Ne var ki bu attagus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gönül vermişler bu güzel delikanlıya, ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış, delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş.

Kybele tanrıça onu gömmüş, toprağa akan kanından biten menekşeler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış, Kybele onu da gömmüş ve onun mezarı üstünde de menekşeler bitmiş. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın, çürümesin diye, Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. Attis'in saçları büyümeye, küçük parmağı da oynamaya devam edecekmiş. Bu sözü aldıktan sonra Agdistis sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götürmüş, orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş.

Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. Motifleri toprak bereketini ve bitkinin öldükten sonra yeniden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler daha çok alegorik birer anlam taşır. Bunlardan amaç, Pessinus'taki Kybele kültünde rahiplerin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağını anlatmaktadır. Kybele tanrıçanın ise Anadolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gördüğü herkesçe bilinmektedir (Kybele).

Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı, Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt, s. 23):
"Sakarya ırmağının kızı, su perisi Nana, sıcak bir günün akşamı serinlemek için, kendini Sakarya suyuna atmış. Şıpır şıpır yıkanırken, bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. Su perisi bademi kırıp soymuş. Beyaz badem içini yemeden önce, her nedense, badem içinin aklığını, teninin aklığı üzerine tutmuş. Badem içini, yumuşak iki göğsü arasında tutarken, hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriyerek birbirine karışmaya koyulmuş. Nana böyle bakadururken, içine tatlı bir baygınlık yayılmış. O sıralarda güneş, pembe pembe batmaktaymış, bütün dünya pespembe bir boşluk olmuş. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. Tatlı tatlı esnerken, gebe kalmış olduğunun farkına varmış. Dokuz ay sonra, yüzüne; bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğurmuş".

Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre, Nikaia Sangarios (Sakarya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. Kız oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkekten kaçar, yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona, ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırmamış, karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a ait olacağına karar vermiş. Nikaia'yı derede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş, kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da, Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. Kız sarhoş olunca Dionysos muradına ermiş. Nikaia gebe kalmış. Önce canına kıymayı denemiş, ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok çocuklar doğurmuş. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefine bir şehir kurup ona sevgilisinin adını vermiş. Bu şehir ilkçağda Nikaia, bugün İznik diye anılan şehirdir.

Kaynakça: Azra Erhat- Mitoloji Sözlüğü –Remzi Kitabevi -1996 / Bilge Umar –Türkiye’deki Tarihsel Adlar –İnkılap Kitabevi -1993

Taylan Köken

4 Nisan 2020 Cumartesi

Arkhelais / Garsaura / Kursaura...


Arkhelais: Aksaray’ın antik adı. Garsaura/Kursaura diğer eski adıdır. Helenistik dönemde Arkhelais adını alır. Roma döneminde imparator Claudius(41-54) arasında burası bir koloni şehridir ve Colonia Archelais adıyla anılır. Strabon, kentin adının Garsaura olduğunu, son Kappadokia kralı Arkhelaos (Ölümü 17), adını kente vermiştir. Helen dilinde “Arkhelaos Yurdu” anlamındadır.
Hitit döneminde kaynaklarda adı geçen Kursaura veya Garsaura şimdiki Aksaray’ın o dönemdeki adıdır.        

Kaynakça: Bilge Umar / Türkiye’deki Tarihsel Adlar / İnkılap Kitabevi - 1993   

Taylan Köken

31 Mart 2020 Salı

Nazianzos / Naziandos / Nandianulus / Nadiandos...


Nazianzos: Naziandos / Nandianulus / Nadiandos isimleriyle anılan Nazianzos Kappadokia bölgesinde yeri tam tespit edilemeyen kentçik. Kentin adının başına getirilen, Nad- ya da Naz- bölümü, Nand- ve Nanz- olarak aktaran değişik kaynaklar bulunmaktadır.
Kentin yeri bilinmemesine rağmen Arkhelais (Aksaray) ile Tyana (Kemerhisar) arasında yol üzerinde Aksaray’dan 35 km. uzaklıkta olduğu tahmin ediliyor.
Kappadokia bölgesinde Hristiyanlığın yayılmasında ve manastır yaşamının şekillenmesinde önemli bir kişi olan ve azizlik mertebesine kadar ulaşan Georges Nazianzosludur.        

Kaynakça: Bilge Umar / Türkiye’deki Tarihsel Adlar / İnkılap Kitabevi - 1993   

Taylan Köken

30 Mart 2020 Pazartesi

Tyana / Tynna / Tyanna / Tyanitis / Tuwana / Tuhana...


Tyana: Bor yakınındaki bugün Kemerhisar olan yerdeki antik köy veya kent. Tuwana / Tuhana  / Tynna / Tyanna / Tyanitis adlarıyla da anılmaktadır. Hitit döneminde bölgenin ve kentin adı Tuwana veya Tuhana olarak geçmektedir.  

Kaynakça: Bilge Umar / Türkiye’deki Tarihsel Adlar / İnkılap Kitabevi - 1993   

Taylan Köken

15 Mart 2018 Perşembe

Halys / Alys / Marassanda...

Halys: Helence Alys, Latin yazımında Halys. Kızılırmak’a verilen ad. Hellen söyleminde anlamı “Tuz veya Tuzla”dır. Bu adın Kızılırmak üzerinde bulunan Tuz yataklarından verildiği düşünülmektedir. Strabon’a göre Halai yani Tuzla yakınından geçtiği için bu adı aldığını söylemektedir. Hitit ve Luvi’ler döneminde Kızılırmak’a Marassanda olarak geçmektedir. Hitit belgelerinde Marassatiia Irmağının Kızılırmak olduğu düşünülmektedir.    

Kaynak: Bilge Umar- Türkiye’deki Tarihsel Adlar- İnkılâp Kitabevi- 1993. / Strabon –Geographika Antik Anadolu Coğrafyası –Arkeoloji ve Sanat Yayınları-2000.

Taylan Köken

15 Ocak 2018 Pazartesi

Tauros...

Tauros: Toros’ların (Dağları) antik dönemdeki Helenistik söylemidir. Tauros Helen dilinde Boğa demektir. Strabon’da Kilikia Tauros adıyla geçmektedir.


Kaynak: Bilge Umar- Türkiye’deki Tarihsel Adlar- İnkılâp Kitabevi- 1993. / Strabon –Geographika Antik Anadolu Coğrafyası –Arkeoloji ve Sanat Yayınları-2000.

Taylan Köken

7 Aralık 2014 Pazar

Ahatlar...

Ahatlar: Ankara İli, Çamlıdere İlçesinde bir köy. Ahat, “Kendi kendine verilen söz, ahit” anlamındadır.

Kaynak: Derleme Sözlüğü-1993  

6 Aralık 2014 Cumartesi

Gerendos / Girendos / Girindost...

Gerendos / Girendos / Girindost: Ankara İli Kazan İlçesi Fethiye Köyünün eski adı Gerendos, Girendos ve Girindost, olarak geçmektedir. Bölgede araştırmalar yapan Ramsay’a göre Hac Yolu (Via Taura) üzerindeki bir yerleşim olan Galat Kasabası Grentius Fethiye Köyü “Ören” Mevkiindeki kalıntılardır. Köyün kuzeyinde yer alan Halkavağı Mevkiindeki Höyük ise Fethiye Höyük olarak adlandırılmaktadır.
Köylülerin anlatmış olduğu bir hikayeye göre bölgede hüküm süren bir karalın üç oğlu vardır. Bunlar Miranos Orhaniye Köyünü, Grindos Fethiye Köyünü kurar ve bir de Kesenos vardır.

Kaynak: www.ankarasevdam.net (Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yayınları, Ankara, 2009)

Taylan Köken

5 Aralık 2014 Cuma

Siberis / Hierus / İeros...

Siberis: Günümüzde Kirmir Çayının antik dönemdeki adıdır. Kuzeyde doğup Beypazarı ve Nallıhan ilçeleri arasından geçip, Çayırhan’da Sakarya Nehrine katılan bir çaydır. Plinius’a göre Hierus’dan gelmektedir. “Kutsal” anlamındadır. Siberis Helenleşmiş adıdır. İeros’dan gelmektedir.
Bilge Umar’a göre S(wa)-İbra “Kutlu-Gür-Su” anlamındadır.

Kaynak: Bilge Umar- Türkiye’deki Tarihsel Adlar- İnkılâp Kitabevi- 1993.

Taylan Köken

4 Aralık 2014 Perşembe

Uruş...

Uruş: Günümüzde Ankara İli Beypazarı İlçesinin bir beldesidir.
Uruş’un anlamı, “Vuruş-Vuruşmak”tır.

Kaynakça: Besim Atalay –Divanü Lûgat-it Türk -1999  

Taylan Köken

3 Aralık 2014 Çarşamba

Karaşar...

Karaşar: Günümüzde Ankara İli Beypazarı İlçesinin bir beldesidir. Karaşar manasını belediye sitesinden aktarıyorum:
Karaşar'ın ismini, erkeklerin başlarında siyah puşu, bellerinde Karaşal, bacaklarında siyah şalvar kullanmasından; kadınların ise başlarında fes ve çember (abani), sırtlarında üç etekli entari ve bunu tamamlayan feymana, bellerinde acem veya tarabulu denilen şal kuşağı kullanmasından aldığı, bu nedenle çevrede yöre insanının Karaşallılar lakabıyla anıldıkları, bu deyişin zamanla Karaşar'a dönüştüğü söylenmektedir.
Karaşarlılar Oğuz Boylarından olup bölgeye Doğu Türkmenistan’dan aynı adlı kentlerinden gelmiştir.
Kara: İlahi (Örnek: alnıma yazılmış bu kara (ilahi) yazı)
Çor: Hakim dildeki sentaks değişiminden Şor ve Şar şekline dönüşmüştür. Şehir anlamındadır.
Karaşar: "İlahi-Şehir" anlamındadır.

Kaynakça: www.karasar.bel.tr  

Taylan Köken

2 Aralık 2014 Salı

Gelegra / Gelagra / Gelegre / Kelegre / Kilifre / Gelekıra...

Gelegra / Gelagra / Gelegre / Kelegre / Kilifre / Gelekıra: Günümüzde Ankara İli Beypazarı İlçesi Kırbaşı Beldesinin Osmanlı Dönemindeki ismidir.
Bilge Umar’a göre Kalli-Akra’dan gelme. Bu da “Güzel-Çıkıntı(Burun-Doruk)” anlamındadır. 

Kaynakça: Bilge Umar- Türkiye’deki Tarihsel Adlar- İnkılâp Kitabevi- 1993.

Taylan Köken

1 Aralık 2014 Pazartesi

Kemerez / Yemere / Gemere / Bazarcık / Çayada...

Kemerez / Yemere / Gemere / Bazarcık / Çayada: Günümüzde Ankara İli Beypazarı İlçesi Akçalı Köyünün Osmanlı Dönemindeki isimleridir.
Keme-Geme Büyük sıçan, bir de ormanda yetişen doğal mantardır. Osmanlı da bu mantar Kem’e şeklinde yazılırdı. Köy orman bitişiği köy olduğu için buradan almış olabilir. Yeme’nin de bu mantarla alakalı (Yeme-lik) olabileceğini düşünmekteyiz.
Günümüzde Edremit, Burhaniye, Ayvalık, Bergama yaylalarında toplanan doğal mantarın adı da Keme olarak geçmektedir.
Kemere ise gemi yapımında ana omurgaya paralel konulan kısa kirişlerin her birine verilen isimdir.

Kaynakça: Türk Dil Kurumu Sözlüğü 

Taylan Köken

30 Kasım 2014 Pazar

Depel...

Depel: Günümüzde Ankara İli Beypazarı İlçesinde bulunan ve Keltepe olarak adlandırılan sıradağların yerel ismi Depel’dir.
Bu ismi incelediğimizde Depeli kelimesine rastladık bu da “Tepeleme, Tıkabasa dolu” anlamına gelmektedir. Depel muhtemelen Tepe’den (Depe) gelmektedir.
Bölgede Depelarkası diye aralarında birlik oluşturmuş köyler bulunmaktadır. Bu köyler Aşağıgüney, Yukarıgüney, Hamzalar, Dudaş, Dağşeyhler, Nuhhoca ve Yıldız Köyleridir.  


Taylan Köken