Antik Kent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antik Kent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2021 Çarşamba

Taylıeli Köyü Arkeolojik Değerleri / MYSİA / BALIKESİR / Burhaniye / Taylıeli Köyü

Taylıeli Köyü: Balıkesir İli, Burhaniye İlçesi merkezinin 7 km güneyinde kalmaktadır. 75 m rakımlı Taylıeli Köyüne İzmir-Çanakkale Karayolu üzerinden varılmaktadır.  

 

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

i. Taylıeli Köyü Bakiyeleri

Köyün merkezinde değişik noktalarda toplanmış mimari parçalar dikkati çekmektedir. Şahindere Köyü yolu üzerindeki eski mezarlık[1] alanında da birçok antik malzeme de ayrıca dikkati çekmektedir.

Taylıeli Köyü merkezindeki mimari parçaları Dr. Aslı Saka doktora tezinde detaylı olarak incelemiştir. Aslı Hanım bu mimari parçaları Genç Antik Çağ’a tarihlemektedir. Kısaca değerlendirmeleri şöyledir.   

“Mimari plastik parçaların nereden ve nasıl toplandıkları bilinmemektedir. Mimari plastik unsurlar, üzerinde boncuk ve makara bezemesi olan İon tipi başlıklar, mermer levha parçalarından oluşmaktadır. Mimari unsurlar köy meydanında yer alan parkın içerisindeki Atatürk heykelinin önüne gelişi güzel konmuştur.  Bu alanda İon tipi başlık ve Attik tip kaide, mermer sütun başlığıdır.

Pelitköy ve civarında yoğunlaşmaya başlayan Bizans Dönemi mimari plastik unsurlarının yaklaşık 3 km. kuzeyinde yer alan Taylıeli’ne kadar yayıldığı düşünülebilir. Köy merkezlerinde teşhir edilen mimari plastik unsurların aynı yapıdan geldiklerini söylemek zordur. Fakat Pelitköy ve ona bağlı olan Taylıeli’nin Geç Antik Çağ’da aktif biçimde kullanılan bölgeler arasında olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Pelitköy ve yayılım alanı dışında bölgede Bizans Dönemi’ne tarihlenen buluntuların en yoğun tespit edildiği ilçe ise Gömeç’tir.”[2]

Aslı Saka Hanımın tespitlerinin haricinde köy meydanındaki belediye tesislerinin yanında toplanmış mimari parçalar da bizim dikkatimizi çekmiştir. İşlik olarak kullanılan işlenmiş kayalar, Bizans dönemi gri ve beyaz mermer sütunlar, granit sütunlar bu noktada gözlemledik. Yine köy içinde birkaç noktada granit sütunları tespit ettik.     

Taylıeli'nden İskele'ye bakış
Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

Taylıeli Bakiyeleri

ii. Taylıeli Bahçearası Mevki

Tapu Kadastro Kayıtlarında Bahçearası olarak isimlendirilen kayalık mevkii zeytinlik vasfındadır. Şahindere Köyü yolunda, Taylıeli Açıkhava Tiyatrosunu 300 m geçtikten sonra yolun solundaki kayalık alan Duvanlı Kaya olarak isimlendirilmiştir. Bu alanla ilgili olarak bilgileri ise 2002 yılında bölgede yüzey araştırmaları gerçekleştiren Prof. Dr. Engin Beksaç tarafından kısaca şöyle tanımlanmaktadır.      

“Kaya anıtı olma niteliğini taşıyan bir başka örnek de Taylıeli Köyü'nden Şahinler'e doğru giden yol üzerinde, Taylıeli'nden çıktıktan sonra sol tarafta yer alan Duvanlı Kaya' dır. Genel özellikleri itibariyle yolun her iki tarafına da yayılan kayalık alanın tümünü kapsayan geniş bir alan oluşturduğu fark edilen kompleksin ilk bakışta doğal olduğu izlenimini veren görüntüsü, dikkatli bir incelemeyle insan eliyle yapılmış olması muhtemel bazı düzenlemeleri ortaya koymaktadır. Şu anda iki grup olarak yol tarafından ayrılan kompleksin sağ tarafta orman sahası içinde kalan ve bir gazino yapmak için bozulmuş bulunan kesimi ardına gelen oldukça dik yamaçlarda pithos ve değişik keramik kalıntılarının varlığı dikkat çekicidir. Bu kaya blokunun güneydoğu tarafında bir oyuk, yoğun çalılıkların ardında fark edilmektedir. Fakat en ilgi çekici oluşum, batı yönünde tam karşıya gelen yüksek tepeye doğru bakan cephede yer alan bir niş ve altarı anımsatan düzenlemelerle birlikte kaya üzerinde oluşturulmuş düzenlemelerde kendisini göstermektedir.”[3]

Bahçearası Mevkii Duvanlı Tepe

Bahçearası Mevkii Duvanlı Tepe

Bahçearası Mevkii Duvanlı Tepe

iii. Taylıeli Su Kemeri

Taylıeli Köyü ve çevresindeki son tespitler, Adramytteion Antik Kenti kazı başkanı Doç. Dr. H. Murat Özgen ve ekibi tarafından gerçekleştirilen yüzey araştırmalarıyla yapılmıştır. Ekibin tespit etmiş olduğu su kemeri hakkındaki bilgiler şu şekildedir.  

“Burhaniye İlçesi Taylıeli Mahallesi, Karşıyaka Mevkii Halitin Tepe olarak adlandırılan alanda bulunan su kemeridir. Burhaniye’nin eski adı olan ve su kemerlerine referansla taşıdığı‚ ‘Kemer’ isminin belgelemesini yaptığımız bu su kemerinden geldiği düşünülebilir. Kemer, günümüze ulaşan kalıntılarından anlaşıldığı kadarıyla 1.10 m. kalınlığında, 49.50 m. uzunluğunda kesintisiz bir biçimde devam etmektedir. Eğim ile ilişkili olarak yüksekliği kuzeye doğru artmakta olan yapı, kuzey yönünde yaklaşık 5 m’lik yüksekliğe kadar ulaşmaktadır. Duvar örgüsü, bol harç kullanılarak belli bir standardı olmayan moloz ve kayrak taşlar kullanılarak oluşturulmuştur. Yan yüzünde yer yer çökmeler olmasına rağmen, yapı kesintisiz devam etmektedir. Ayrıca yapı boyunca, üst bölümden aşağı doğru bir birikim yarattığı gözlemlenen tabakalaşmış kalker tortu kalıntıları ve etrafa yayılmış su künkü parçaları yapının su kemeri olarak kullanım gördüğünü doğrulamaktadır. Burada incelediğimiz yapı üzerinde korunagelen herhangi bir kemer öğesi tespit edilmiş olmasa da, aquaductus teriminin karşılığı olarak yapı, yapısal karakterinden bağımsız olarak işlevi nedeniyle su kemeri şeklinde tarafımızdan adlandırılmaktadır. Tam olarak kuzey-güney doğrultusunda uzanan yapının, konumu itibariyle doğrudan Adramytteion’a yönelmiş olması kayda değerdir.”[4]

Taylı Baba Türbesi

Taylı Baba Türbesi

Bir Kuyu?

Bir Kuyu?

Taş Ocağı yakını kaçak kazı

Taş Ocağı yakını kaçak kazı

Taş Ocağı altında dere ve eski mezarlar

Taş Ocağı izleri

Taş Ocağı izleri

Taş Ocağı izleri

Taş Ocağı izleri

Taş Ocağı izleri

Taylıeli mezarlığında bir sütun parçası

iv. Taylıeli Mezarlığı Taş Ocağı

Taylıeli tarihi mezarlığında Taylı Baba Türbesinin hemen arkasında kaçak kazılarla ortaya çıkan bir taş ocağı net olarak görülmektedir. Türbenin bulunduğu tepenin hemen arkasında, altından dere geçen sırtın olduğu yerde muhtemelen bölgedeki yerel kullanım için açılmış bir taş ocağıdır. Bölgede benzerleri bulunan taş ocaklarıyla ilgili Murat Özgen hocamızın yorumu şu şekildedir.

“Tespit edilen taş ocaklarının nerdeyse tamamında görülür vaziyette oluklar, bir kısmında ise çıkarılmadan kısmen yarım bırakılmış bloklar ve anakaya üzerinde taş çıkarma sisteminden arda kalan düzgün hat sunan geometriler bulunmakta olup bunlar, alanın niteliğini açıkça ortaya koymaktadır. 2015 ve 2016 yılı tespitlerinde, Kızılcabayır Sırtı (Yıkıklar), Dutluca Merdivenli Kaya, Taylıeli, Ören’in doğusunda kalan Yılanlı Tepe ve Pelitköy Mahallesi Boşnak Tepe bu örneklerden günümüze en somut izlerini bırakan yerlerdendir.”[5] 

Taylan Köken


[2] Aslı Saka, Antik Dönemde Edremit Körfezi: Balıkesir İli Edremit, Havran, Burhaniye, Gömeç İlçeleri Yüzey Araştırması, Ege Üniversitesi, Doktora Tezi, İzmir, 2016.

[3] Prof. Dr. Engin Beksaç, Balıkesir İli, Ayvalık, Gömeç, Burhaniye, Edremit ve Havran İlçelerinde Prehistorik ve Protohistorik Yerleşmeler Yüzey Araştırması 2002, 21. Araştırma Sonuçları Toplantısı 1. Cilt, Ankara, 2003.

[4] Doç. Dr. Hüseyin Murat Özgen, Adramytteion Egemenlik Alanı 2015-2016 Yılları Arkeolojik Yüzey Araştırması, 35. Araştırma Sonuçları Toplantısı 2. Cilt, Bursa 2017.

[5] H. Murat Özgen, Aynı eser.

17 Kasım 2021 Çarşamba

Khyrisa/Khrysa/Chrysa Yerleşimi / ÇANAKKALE / TROAS / Ayvacık – Babakale Köyü

Kyrisa’nın Yeri: Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, Babakale Mahallesi (Köyü) Göz Tepe mevkiindedir. Gülpınar- Babakale arası yolu üzerinde, sağa doğru deniz kıyısına ilk sapan yol sizi günümüzde Apollon sahili olarak isimlendiren, aslında Akliman kumsalına getirecektir. Denize baktığınız zaman sağ tarafta kalan dik yamaç Göz Tepedir. Göztepe adı genellikle gözetleyemeye uygun konumdaki tepeler için kullanılmaktadır. Khyrisa’nın kurulu olduğu tepe de bu tanıma tam olarak uymaktadır. Güneyde kalan diğer tepelik araziyse Kızılca Tepe olarak geçmektedir. Tepenin hemen arkasında inşa edilen yazlık sitelerin önünden geçen toprak yol sizi kolayca tepeye ulaştırır.

                                                           Göztepe'den Babakale yönü

Khyrisa Bilgileri: Antik kaynaklarda kentin adı Khyrisa olarak değil de, Khrysa veya Chrysa olarak anılmaktadır. Aynı isim Apollon Smintheion tapınağının bulunduğu yer için de belirtilmektedir. Bu yüzden kentin Gülpınar Apollon Smintheion Tapınağı ile alakalı bir yerleşim olduğu düşülmektedir.

Homeros’un İlyada Destanında kent anılmaktadır.  Sayın Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğü kitabında konu birkaç kez geçmektedir. Bu bölümleri aktarıyorum:

“Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kentinin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseis’i tutsak olarak almış, getirmiştir.”

Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhındayız. Tanrı Apollon'un rahibi Khryses gelir, Agamemnon'un tutsak olarak alıkoyduğu kızı Khryseis'i geri ister. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. Dokuz gün, dokuz gece ordu hastalıktan kırılır.

Tanrı da rahibinin dileğini yerine getirir ve Akha ordusuna korkunç bir veba salar. Bunun üzerine Agamemnon rahibin kızını babasına geri göndermeye karar verir, bir gemiyle Khryse kentine yollarlar. Bu kentin yeri bugüne dek bilinmiyordu, Smintheus Apollon'un adı da, nitelikleri de doğru dürüst açıklanamıyordu. Smintheus'un "fareleri kovan" tanrı olduğu sanılıyor, ama bu ek ad da gereğince açıklanamadığı gibi, İlyada'da bu kadar büyük bir tanrı olarak gösterilen Smintheus'un kim olduğu da kesinlikle bilinemiyordu. Bu sözlük dizilmeye başladıktan sonra Smintheus Apollon'un tapınağının ve Khryse şehrinin yerinin bulunması Anadolu din tarihi ve mitolojide çığır açacak bir olay diye nitelenebilir: Çanakkale'nin güneyinde, Gülpınar bucağının hemen altında Bahçeleriçi denilen mevkide Smintheus Apollon tapınağı ortaya çıktı. Bugün Baba burnu diye denize uzanan bir çıkıntının hemen arkasında eski Khryse kentinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Göztepe'den Akliman

Göztepe'den Akliman

Göztepe'den Akliman
Azra Erhat’ın açıklamaları bugün Khryse/Khrysa’nın olası yeri ve bir liman yerleşimi olması gerektiğini İlyada’dan alıntıladığı söylenceyle izah etmektedir.

Strabon’da da Khrysa olarak geçen yerleşimden birkaç kez bahsedilir. Strabon’dan ayrıntılı olarak aktardığımız bilgilere göre iki Khrysa bulunmaktadır. Birincisi konumuz olan Khrysa, diğeri ise Thebe ovasına konumlandırılan Khryse’dir. Günümüzde Kaz Dağı eteklerinde orman içinde Kirse Alanı diye söz edilen bir mevki mevcuttur. Yeri kesin olarak bilinmese de antik kaynaklardan Khryse’nin yaklaşık olarak Akçay’da olduğu düşülmektedir.

13.1.47 Önceleri Tenedos'lulara ait kıta kısmında bulunduğu için Larisa ve Kolonai, her ikisi de Akhaion'a yakın olarak kabul edilirdi. Sonra, denize yüksekten bakan kayalık bir tepede kurulmuş olan şimdiki Khrysa'ya ve daha sonra Lekton'un aşağısında ona yakın olan Hamaksitos'a gelinir.

13.1.48 Bu Khrysa'da, Apollon Smintheus Tapınağı ve isminin etimolojisinin içerdiği sembol de bulunur, bundan tanrının heykelinin ayakları altındaki fareyi kastediyorum. [….]

Bu, daha yeni yazarların anlatımıdır. Fakat Homeros'la daha iyi uyuşan, bir zamanlar Khrysa ve Thebe Ovası'nda görülen izlerdir. Bunlardan yakında söz edeceğim. Smintheos ismi birçok yerlerde kullanılmıştır. Hamaksitos'un çevresindeki, Smintheion'dan ayrı olarak Sminthia denen iki yer daha vardır; ve diğerleri de Larisa çevresinde bulunur, ayrıca Parion topraklarında Sminthia denen bir yer olduğu gibi Rhodos'ta, Lindos'ta ve daha birçok yerde de vardır. Günümüzde Khrysa'lılar tapınağa Smintheion demektedirler. Buradan sonra Lekton'dan itibaren içe doğru çok büyük olmayan Halesion Ovası ve Hamaksitos yakınındaki Tragasaion Tuzlası gelir. Burada tuz doğal olarak mevsim rüzgârları nedeniyle donar.

13.1.61 Homeros Thebe'yi Eetion'un kenti olarak gösterir "Biz Thebe'ye Eetion'un kutsal kentine gittik". O, içinde Apollon Simintheus'un tapınağı bulunan Khrysa'nın da açıkça Eetion'a ait olduğunu söyler tabii şayet Khryseis Thebe'de tutsak edilmişse. Ozan şöyle demiştir: "Thebe'ye gittik, yağma ettik, aldık getirdik ve hepsini aralarında eşit olarak bölüştüler ve Khryseis'i Atreus'un oğluna ayırdılar…”

13.1.62 Adramyttion topraklarında Khrysa ve Killa vardır. Bugün dahi Thebe dolaylarında bir yerde, içinde Killa Apollon'unun tapınağı bulunan, Killa adında bir yer ve Ida Dağı'ndan çıkarak kentin içinden akan Killaios adında bir ırmak vardır. Bu yerler Antandros toprakları yakınındadır. Lesbos'taki Killaion adını bu Killaia'dan almıştır. Gargara'yla Antandros arasında bir de Killaiaos Dağı vardır. Kolonai'lı Daes, Killa'lı Apollon Tapınağı'nın ilk olarak Hellas'tan deniz yoluyla gelen Aiol'ler tarafından Kolonai'da yapıldığım söyler; keza bir Killa'lı Apollon Tapınağının Khrysa'da da yapıldığı söylenir. Bununla beraber, bunun Apollon Simintheus Tapınağı mı, yoksa ondan ayrı bir tapınak mı olduğu açıkça anlaşılamamaktadır.

13.1.63 Khrysa deniz kıyısında, limanı olan küçük bir kasabadır; yakınında ve yukarısında Thebe bulunur. Burada da Apollon Smintheus Tapınağı vardır; ve Khryseis buralıdır. Fakat bu yer şimdi tamamen terk edilmiş ve tapınak, Kilikia'lılar kısmen Pamphylia'ya ve kısmen de Hamaksitos'a sürüldükleri sırada, Hamaksitos'un yakınında bulunan şimdiki Khrysa'ya taşınmıştır. Eski tarihi daha az bilenler, bu Khrysa'da Khryses ve Khryseis'in yaşadığını ve Homeros'un bu yerden söz ettiğini söylerler; halbuki, burada liman yoktur ve üstelik Homeros "Ve derin limanın içine geldiklerinde" diye söyler; ve ikinci olarak, Homeros "Khryseis gemiden indi ve kurnaz Odysseus onu sunağa doğru götürdü ve sevgili babasının kollarına teslim etti" diyerek tapınağı kıyıda gösterir ise de, o kıyıda değildi. Homeros, her ne kadar onu yakınlaştırırsa da, Thebe'ye de yakın değildir. Homeros, Khryseis'in kesin olarak burada tutsak alındığını söyler. Gene, ne Aleksandreia'lıların topraklarında Killa diye adlandırılan bir yer, ne de Killa Apollon Tapınağı görülür, lâkin ozan ikisini birleştirir "Khrysa ve kutsal Killa'yı koruyan sen" diye söz eder. Fakat buranın Thebe Ovası'na yakın olduğu görülüyor.

13.1.65 Vaktiyle Lydia'lılara tâbi olan Adramyttion dolaylarındaki topraklar şimdi Mysia'lılara aittir; ve bugün Adramyttion'da Lydia'lı Kapısı adında bir kapı vardır; söylediklerine göre kent Lydia'lılar tarafından kurulmuştur. Komşu kent Astyra'nın Mysia'lılara ait olduğu söylenir. Bir zamanlar burası küçük bir kasabaydı ve burada kutsal bir alanda Astyrene Artemis'inin tapınağı vardır. Bu tapınakla birlikte, burada yapılan ayinleri de yakın komşuları olan Antandros'lular yönetirdi. Burası, eski Khrysa'dan yirmi stadion uzaklıktadır ki, buranın da tapınağı bir kutsal alandadır; Akhilleus'un tahkimatı da buradaydı. Daha içerlerde, elli stadion uzaklıkta şimdi terk edilmiş olan Thebe bulunur.

Tepeye doğru seramik kırıntıları

Göztepe'nin yüksek noktasında bir girinti

Devşirme malzemeler

Devşirme Malzemeler

Devşirme Malzemeler

Tepe noktasındaki malzemeler

Tepe noktasındaki malzemeler

Kentin devam ettiği arazi

Pliny ise Naturel History yapıtının 1.11 bölümünde; Aeolis Bölgesi kentlerini sayarken Aeolis ve Troas bölgelerini Lecton burnunun ayırdığını, Chrysa’nın ve ikinci Larissa’nın bugün olmadığını ancak Smintheus’un hala varlığını sürdürdüğünü belirtir. Bu bilgiler aslında yüzey araştırmalarında tespit edilen, MS.1 yüzyıldan sonra kesilen seramik parçalarıyla uyumludur.

Sitin sadece yüzey araştırmalarıyla incelenebildiğini belirtelim. Ancak çıkılan tepe noktasında Helenistik ve Roma dönemi seramiklerinin haricinde dikkate değer bir yapı kalıntısı izine rastlamadığımızı söyleyelim. Tepeye tırmanırken, toprak yolun bazı kısımlarında yer döşemesi taşlar ve kenarda duvar örgüsü olduğunu düşündüğümüz yöresel taşların kullanıldığı izler görülmüştür. Asıl yerleşimin tepenin kuzey- kuzeybatı yönünde kalan eğimli arazide olduğunu düşünmüştüm. Nitekim yerleşim hakkında araştırmalar yapan Sayın Musa Tombul tam da işaret ettiğim alanın kentin asıl yerleşim yeri olduğunu belirtmektedir. Ancak biz bu alana yoğun çalı çırpı ve vakitsizlik sebebiyle giremedik. Ancak tepenin üst kısmını dolaşıp, buradaki moloz yığıntılarını ve seramik parçalarına göz atabildik sadece. Bu yerleşimi ziyaret etek isteyenler için kayda değer bir yapı kalıntısı olmadığını şimdiden söyleyelim. Ancak fotoğraflardan da göreceğiniz üzere çok güzel bir manzaraya sahip bir tepe…

Sayın Musa Tombul, yerleşimin yaklaşık olarak 50 dönümlük bir araziye yayıldığını söylüyor. Yerleşimin kuzey yönünün teraslar halinde denize kadar ulaştığını, çalılıklar arasında bina temellerinin izlerinin seçildiğini belirtip, seramik kırıntılarının MÖ.7. yüzyıl ile MS. 1. yüzyıl arasına tarihlemektedir. Bu da kentin iskânı hakkında bize bilgiler vermektedir.

Apollon Smintheion’a yaklaşık 3 km uzaklıktaki yerleşim, adının da benzerliğiyle buranın Gülpınar ile bağlantılı bir liman olduğunu düşündürmektedir. Sayın M. Tombul, Homeros’un İlyada Destanı’nda adı geçen Apollon Tapınağının ünlü rahibi Khyrises’in kente adını verdiğini belirtmektedir. Yine antik kaynaklara göre kentte Smintheus kültünün ve tapınağının bulunduğu belirtilmektedir. Kentin kuzeyinden denize kavuşan Değirmendere’nin veya Aklimandere’nin kentin su ihtiyacını karşıladığını ve küçük gemiler için liman işlevini gördüğünü düşünebiliriz. Çıkarılan SİT kayıtlarına göre kenti derenin diğer tarafına geçerek devam ettiği tespit edilmiştir.

Duvar bakiyeleri

Duvar bakiyeleri


Duvar bakiyeleri

Kentin devam ettiği kuzey bölümü

Göztepe'ye çıkan yoldan Gülpınar yönüne bakış

Göztepe'ye çıkan patika
1990 yılında Edirne Koruma Kurulu tarafından yapılan çalışmalarla yerleşim 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak tescillenmiştir. 2018 yılında ise Çanakkale Koruma Kurulu kararıyla alanın bazı bölümleri yeniden değerlendirilerek 1. ve 3. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak yeniden tescillenmiştir. Tescil ismi Göztepe Höyük (Khrysa) olarak yapılmıştır. Son çalışmada Khrysa’nın 70 dönümlük bir araziye yayıldığı tescillenmiştir.

Khrysa’nın son tescilinde Apollon Smintheion Tapınağını kazan ve Troas bölgesinde ekipleriyle birlikte çok değerli çalışmalara imza atan Coşkun Özgünel hocamızın tespitlerine yer verilmiştir. Bu tespitler sitin açıklanmasıyla ilgili son noktadır ve bence olası lokasyon problemlerine son vermektedir. Bu bölümü aynen aktarıyorum:

Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, Babakale Köyü sınırları içerisinde yer alan Khrysa Antik Kenti (Göztepe Höyüğü) halk arasında Göztepe olarak bilinen, denizden yüksekliği 25 metre olan tepe üzerine kurulmuştur. Prof. Dr. Ahmet Coşkun Özgünel’in Apollon Smintheus’un izinde isimli kitabında Khrysa Antik Kentinden:

“...Apollon Smintheus Kutsal Alanının yaklaşık 3.5 km batısında, Beşiktepe’nin 2 km güneyinde Ege Denizi kıyısında Göztepe üzerindeki yerleşim alanı, Khrysa Kenti olarak lokalize edilmektedir. Yerleşim alanının hemen güneyinde Akliman Koyu, kuzeydoğu bitişiğinde de Akliman Deresi, batısında ve kuzeyinde Ege Denizi yer almaktadır. Khrysa Antik Kenti’nin üzerinde kurulduğu Göztepe, antik yazarların da belirttiği gibi, denizden 60 metre yüksek bir kayalık üzerine, batıya ve kuzeye (denize) doğru hafif eğimli yaklaşık 70.000 m²’lik bir alan üzerine kurulmuştur. Yerleşim alanı konumundan dolayı savunmaya oldukça elverişlidir. Yerleşim alanında yaptığımız incelemelerde ayakta herhangi bir mimari kalıntı bulunmamaktadır. Fakat oldukça dik olan yamaçların kenarlarında ana kayanın düzleştirilerek sur duvarı yapılmış izlere ve duvar temel izlerine rastlanılmıştır. Yerleşimin üzerini kaplayan çalılıklar arasında duvar kalıntıları ve mimari kalıntılar görülmektedir. Ayrıca yoğun olarak İon kökenli M.Ö. 6. yy. özellikleri gösteren açık zeminli ve kahverengi bezeli seramik örneklerine, M.Ö. 4-3 yüzyıl özelliği gösteren kırmızı figür tekniğinde Attika seramik örneklerine ve Roma seramik örneklerine rastlanması, yerleşimin iskân edildiği süreç hakkında bilgi vermektedir.

Kent bir liman kenti özelliğinde olup, hemen güneyinde bulunan Akliman Koyu, Hamaksitos Antik Kenti’nin de limanı olarak kullandığını belirttiğimiz Külahlı Deresi’nin ağzı, kentin limanı olarak kullanılmış olmalıdır. Ayrıca yerleşimin hemen kuzey kenarında bulunan Akliman Deresi’nin ağzı da, bugün tıpkı Külahlı ayağı Deresi’nin ağzı gibi alüvyonlarla dolmuş olmasına rağmen, kentin var olduğu zamanda küçük teknelerin barınabileceği küçük boyutlu bir liman konumunda olmalıydı. Kutsal alanın antik dünyadaki öneminden dolayı Khrysa Kenti kutsal alandaki yönetimi ve güvenliği sağlayan bir garnizon durumunda olmalıydı. Ayrıca tapınım amacıyla deniz yolu ile gelen ziyaretçilerin denizden giriş kapısı durumundaydı. Göztepe ile Smintheion arasında yapılan topografik incelemelerde, deniz yolu ile Khrysa ’ya gelen ziyaretçilerin, Khrysa’nın güneyinde bulunan Akliman ya da şimdi tamamen alüvyonlarla dolmuş durumda olan, Külahlı Ayağı veya Akliman Deresi ağzında bulunan limana demirledikten sonra Khrysa kentinde toplanarak, burada Kutsal alandaki programa göre plan yapılarak, Pirenlitepe’nin doğu eteğinden Külahlı Ayağına gelinerek buradan Külahlı Ayağı Vadisi takip edilerek, kutsal alanın batısında bulunan nekropol alanından, kutsal alanda bulunan tören yolu ile kutsal alana ulaşmalarıydı. ”

Kaynak: Musa Tombul, Çanakkale Kültür Envanteri,  T.C. Çanakkale Valiliği, İstanbul, 2015. / Davut Kaplan, Smintheion-Aleksandreia Troas Yolu, Ne İçindi?, Anadolu, Sayı:42, 2016. / Strabon, Antik Anadolu Coğrafyası, Çev: Prof.Dr. Adnan Pekman, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2000. / Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1996. / www.korumakurullari.ktb.gov.tr    

Taylan Köken, Kasım 2021

19 Ağustos 2020 Çarşamba

Tityassos Antik Kenti / ANTALYA / PİSİDİA / Akseki – Bademli Mahallesi

Tityassos Antik Kentinin Yeri: Antalya İli, Akseki İlçesinin Bademli Mahallesi sınırlarında, Kızlarpenceresi Tepesi eteklerinde yayılmıştır.

Bademli Bilgileri: Akseki ilçesinin üst kısmında ve Beyşehir sınırında kalan bu köyün eski adı Bodamya’dır ve Nehir Yurdu anlamına gelmektedir.

Tityassos Antik Kenti

Tityassos Bilgileri:  Tityassos, Tityasos, Pityassos ve Tityassus isimleriyle anılmış olan antik kentin lokasyon problemi, ele geçen yazıtların epigrafik değerlendirmesiyle kanıtlanmıştır. Kentin yazıtlar haricinde basılan sikkeleri diğer bilgi kaynaklarımızdır. Tityassos kenti sikkeleri genellikle Roma dönemi sikkeleridir. Bu sikkelerin üzerindeki tapınak motifi Kybele’ye adanmış bir tapınak olarak değerlendiriliyor. Kentte yine saygınlık ve tapınım gören bir diğer tanrı ise Zeus’tur. 

Prof. Dr. Mustafa Adak ve ekininin Akseki ilçesinde yapmış olduğu araştırmaların küçük kitapçığı olan “İlkçağ’da Akseki Bölgesi” isimli çalışmadan Tityassos Antik Kenti bilgilerini aynen aktarıyorum:  

            Kotenna gibi Akseki ilçe sınırları içinde kalan ikinci büyük yerleşim ise bugün Bademli’nin sınırları içinde kalan Tityassos’tur. Bağımsız bir polis(şehir) statüsüne sahip olan Tityassos İ.Ö. 2. yy’ın sonlarında Efesli Artemidoros tarafından bir Pisidya kenti olarak tanımlanmaktadır. Kentin adı Strabon tarafından Pityassos olarak verilmiştir. Bazı bilim insanları, hakkında çok az şey bilinen Pisidce dilinde P harfinin zamanla T harfine dönüştüğünü varsaysa da orijinal eserin el kopyalarında zamanla oluşmuş bir yazım hatası bize daha makul görünmektedir. Hierokles tarafından Adada ve yeri henüz bilinmeyen Zorzela ile birlikle Pisidya’nın son kenti olarak listelenen Tityassos, İ.S. 2. yy’ın ilk yarısında yaklaşık yarım asır kadar sikke darp etmiştir. Ne var ki bu kentin konumu yakın geçmişe kadar belirsiz kalmıştır. Ünlü koleksiyoncu Hans von Aulock, kentin ismini taşıyan sikkeleri Eğirdir İlçesi civarında satın aldığı için Tityassos’un bu civarda aranmasını önermiştir. Aulock’tan önce William Ramsay 1902 yılında kentin yeri olarak Beyşehir Gölü’nün güneyinde yer alan İvrim Kalesi’ni önermiş, ancak bu öneri bilim çevrelerince kabul görmemiştir.

            Tityassos kentinin Bademli Mahallesi’nin kuzeybatısında Kızlarpenceresi Tepesi’nin yamaçlarında uzanan geniş ören yeri ile özdeş olduğu 1993 yılında yayımlanan bir kitabe aracılığıyla kesinlik kazanmıştır. Terence B. Mitford’un burada kopyaladığı üç onur yazıtının birinde “Tityassosluların halkı, tüm erdeminden ve halka göstermiş olduğu iyi niyetten dolayı Hippomakhos oğlu Setas’ı (bir heykelle) onurlandırdı” ifadesi yer almaktadır. Erken İmparatorluk Dönemi’nde dikilmiş olan bu heykel kaidesinin yanında duran diğer iki kaidede kentin adı verilmemiş olsa da, yazıtların “Polis (Kent), Filanca’yı onurlandırdı” ibaresi ile başlaması, kaidelerin bulunduğu yerin Tityassos olduğu düşüncesini destekler niteliktedir.

            Bademli Mahallesi’nin 1 km. batısında yükselen Kızlarpenceresi Tepesi tamamen surla çevrilmiş bir akropol niteliğindedir. Bu akropolün ortasında alt kısmı ana kayadan oyulmuş ve taş merdiveni iyi korunmuş olan iki katlı bir kule yer almaktadır. Akropolün güneyindeki sarp kayaya dört, doğu yamacına ise bir adet kaya mezarı işlenmiştir. Tepenin günümüzdeki adı bu kaya mezarlarından esinlenerek verilmiştir. Akropolün güney eteklerinde yer alan yerleşim yerindeki binalar toprak kayması sonucunda büyük ölçüde tahrip olmuştur. Ayakta duran bazı yapılar Hellenistik ve Roma dönemi özelliklerine sahiptir. Yerleşimde Bizans Dönemi’ne tarihlenebilecek yapıların bulunmaması dikkat çekicidir. Hâlbuki Tityas(s)os piskopos listelerinde Antiokheia’ya bağlı bir piskoposluk merkezi olarak İ.S. 12. yy’a kadar kaydedilmektedir. Ayrıca kentin piskoposlarından Stephanos’un 692 yılında Konstantinopolis; Petros’un ise 787 yılında Nikaia konsüllerinde kentlerini temsil ettikleri bilinmektedir.

            Kentin kuzeydoğusunda akropole doğru yükselen bir sur yapısı mevcuttur. Ayrıca yaklaşık 15 hektara yayılan yerleşim alanı burada azımsanmayacak büyüklükte bir kentin varlığını belgelemektedir. Ören yerinde en ilginç iki yapı kuzeydoğuda yüksek bir teras üzerinde bulunmaktadır. Batıdaki yapının bir tapınak, yarım daire görünümündeki diğerinin ise bir mezar anıtı (heroon) olduğunu düşünmekteyiz. Bu iki görkemli yapıdan birçok mimari parça yamaçtan aşağı yuvarlanmıştır. Aralarında çok sayıda yivli sütun (çap: 96 cm.), bir heykel kaidesi (ön yüzünde kalkan motifi) ile biri elips formunda kalkan motifi, diğeri ise kılıç, kalkan ve miğfer bezekleri taşıyan iki zafer anıtı (tropaion, ikincisinin ebatları: Yük. 78 cm., Gen. 64 cm., Der. 33 cm.) yer almaktadır. Mitford’un 1970 yılında kopyaladığı üç yazıt tapınağın doğusunda yer alan ve yarım daire formunda tasarlanmış bu yapıda durmaktaydı. Yazılı blokları yerinde bulamadığımız gibi, anıtın kendisi de büyük oranda tahrip edilmiş durumdadır.

            Sikkeler sayesinde Kybele’nin kentin baştanrıçası olduğunu anlamaktayız. Sikkelerde Anatanrıça Kybele dışında, sayıları çok daha az olmakla birlikte Zeus, Herakles, Hermes ve Tykhe de betimlenmiştir. Bu veriden hareketle kentte olasılıkla bu tanrıların da tapınım gördüğünü söyleyebiliriz. Anatanrıça sikkelerinin arka yüzlerinde cepheden verilmiş bir tapınağın duvarına tırmanan yılan betimlenmiş olup, tanrıçanın ismi tamlayan halinde MHTROS (Anatanrıça’nın) şeklinde verilmiştir. Sikkelerin ön yüzlerinde ise beklendiği şekilde genellikle imparator portresi yer almaktadır. Bazı sikkelerde ön yüz motifi olarak imparator portresi yerine bölgede yaygın olan yaban domuzu seçilmiş ve bunun etrafına da kent ismi TITYASS kısaltılmasıyla verilmiştir. Sikkelerin ön yüzünde kent isminin, arka yüzünde ise Anatanrıça’nın isminin belirtilmesi sikke basım masraflarının tapınak ve kent tarafından paylaşıldığına işaret etmektedir. François Rebuffat bu olgudan yola çıkarak kentin öneminin tapınaktan kaynaklandığını ileri sürmektedir.

            Yazıtlardan Tityassos sakinleri arasında başka kentlere maddi yardımda bulunacak kadar zengin vatandaşların bulunduğunu öğreniyoruz. Örneğin Sütçüler yakınındaki Adada kenti ile yakın ilişkisi bulunan Nestor oğlu Bion, maddi krizde bulunan kent sakinlerinin ricası üzerine Adadalılara faizsiz borç vermiş ve sonradan kentin durumuna üzülerek bu borcu bağışa dönüştürmüştür. Bu hayırseverliğinden dolayı Bion’u onurlandıran bir kitabe, Adada yakınlarındaki Taşkapı öreninde kısa bir süre önce bulunmuştur.

MS.100-200 Domuz Kafası. Tetrastyle Tapınak

MS.138-161 Antonınus Pius. Tetrastyle Tapınak


MS.138-161 Antonınus Pius. Zeus
MS.193-217 Septimius Severus. Kybele İki aslan
MS.202-205 Caracalla. Tetrastyle Tapınak
MS.202-211 Plautilla. Tetrastyle Tapınak
MS.209-211 Geta. Zeus

Tityassos Sikkeleri: Asia Minor Coins sitesinden incelediğim Tityassos sikkeleri, Roma dönemi sikkeleridir. En erken tarihli iki sikke MS.100-200 tarihlenmektedir. Bir tarafında domuz kafası, diğer taraftaysa Tetrastyle tapınak işlenmiştir.

Diğer sikkeler şu şekildedir. Antoninus Pius (MS.138-161) / Tetrastyle tapınak,  Antoninus Pius (MS.138-161) / Zeus, Septimius Severus (MS.193-217) / Kybele, Caracalla (MS.202-205) / Tetrastyle tapınak, Plautilla (MS.200-211) / Tetrastyle tapınak ve Geta (MS.209-211) / Zeus’tur.

Kaynak: Prof. Dr. Mustafa Adak, Yrd.Doç.Dr. Burak Takmer,  Yrd. Doç. Dr.Ebru Akdoğu Arca / İlkçağ’da Akseki Bölgesi – www.asiaminorcoins.com  

 Atilla Durak Beye Tityassos fotoğrafı için teşekkür ederim.

Taylan Köken